Televizyonda Refika'nın Mutfağı'nın sıkı bir takipçisi olarak, youtube'daki Yemek Okulu'nun videolarını da zevkle izliyorum. Yeni videonun yayında olduğunu söyleyen bildirim gelir gelmez, elimdeki işi gücü bırakıp, hemen videoyu izliyorum. Çünkü bu videolar sadece çok lezzetli değil, aynı zamanda çok da eğlenceli.
Her videonun sonunda aklımdan geçen sey aynı: "bunu hemen denemeliyim" Gönül sıralamamda başka başka Refika tarifleri -ve günün birinde cesaret edebilirsem bir Burak Arpak ekmeği- var ama ani bir kararla Yemek Okulu'ndan ilk deneme Yulaflı Muhallebi'ye kısmet oldu.
Yalan yok! Yaparken lezzeti konusunda umutsuzdum. Sadece o an malzemelerin tamamı evde var olduğu ve tatlı isteğimi sağlıklı bir şeylerle bastırmak istediğim için seçtim bu tarifi. Tabii pratik olması da en önemli tercih sebeplerimden biriydi. 5 dakikada hazırlayıp, akşam yemek üzere attım dolaba. Dediğim gibi lezzeti konusunda umutsuz olduğumdan da biraz süsleyiverdim.
Bu ölçüden 2 kase muhallebi çıktı. Yemekten sonra birini eşim diğerini ben yedik... ve ba-yıl-dık! Orijinal tarife ilaveten -ki Refika'da bu tür eklemeler konusunda özgür bırakıyor zaten- küçük bir parça sakız ekledim ben. Bir de evde kuru incir olmadığı için yerine kuru kayısı kullandım. Benim tarifim aşağıda. Refika'nın videosunu ise buraya tıklayarak izleyebilirsiniz.
Haydi deneyin, siz de yulafa karşı önyargınızı benim gibi bu tarifle yıkın!
YULAFLI MUHALLEBİ
2 KİŞİLİK
3 çorba kaşığı yulaf
1 su bardağı (320 ml) süt
1 parça damla sakız
1 dolu çarba kaşığı bal
2 adet kuru kayısı
1 avuç fındık
* Yulaf ezmesini mutfak robotundan geçirerek un haline getirin.
* Kuru kayısıyı ve fındıkları robotta çekin.
* Sütü bir tencereye alıp, sakızı ve çektiğiniz yulafları ekleyin. Sürekli çırparak, göz göz kaynayana kadar sütü ısıtın.
* Sütü ateşten alın. İlk sıcağı biraz geçince balı ekleyip, karıştırın.
* Kayısılı fındıklı karışımı servis kaselerine paylaştırın. Üzerine sıcak muhallebiyi paylaştırın.
* Soğuyuncaya kadar dinlendirin. Üzerini arzu ettiğiniz şekilde süsleyip, servis yapın.
28 Haziran 2017 Çarşamba
21 Mart 2017 Salı
Mozaik pastaya birkaç küçük dokunuş
Biraz okuldan dönen çocukluğumuz, biraz beş çayına gelen komşular... biraz süt yanı, biraz çay... Yıllardır popülerliğinden hiçbir şey kaybetmeden, tüm bu anlara tanıklık etmiştir mozaik pasta. Kolaydır ve temelde 4 malzemeyle şipşak halledilir: Bisküvi, süt, şeker ve kakao. Ben de zaman zaman mozaik pasta yapar buzluğa atarım; bizim evde tükenmesi de çok uzun sürmez.
Birkaç gün önce kızımın isteğiyle yine mozaik pasta için kolları sıvamışken, aklıma kitcheninred'in tarifi geldi. İnstagram'daki fotoğraflarını görür görmez hemen tarifine göz atmış ve "bunu denemeliyim" listesinin başına yazmıştım.
Bu kez Pınar Hanım'ın tarifine ve en önemlisi püf noktalarına birebir uyarak yaptım. Sonuçta ortaya şimdiye kadar yaptığım mozaiklerden çok daha farklı ve tek kelimeyle "efsane" bi mozaik çıktı. Ve bir kez daha anladım ki, birkaç küçük dokunuşla, en klasik tatlarda bile ciddi lezzet farkları yaratmak mümkün.
ÇİKOLATALI MOZAİK PASTA
10-12 KİŞİLİK
100 gr tereyağı
100 gr pudra şekeri
60 gr kakao
240 ml süt
300 gr pötibör bisküvi
80 gr bitter çikolata (iri kırıklanmış)
70 gr fındık (iri çekilmiş)
1 tatlı kaşığı portakal kabuğu rendesi
* Kaynamamasına dikkat ederek tereyağını kısık ateşte eritip, ateşten alın.
* Tereyağına pudra şekeri, kakao, süt, portakal kabuğu rendesi ve çikolata parçalarını katın. Homojen bir karışım oluncaya kadar tel bir çırpıcı ile karıştırın.
* Fındıkları ekleyip, bir kaşık yardımıyla karıştırın.
* Çok ufalanmamalarına dikkat ederek bisküvileri elinizle iri parçalar halinde kırıklayıp, karışıma ekleyin ve bisküvileri çok ezmeden alttan üste doğru karıştırın.
* 3-4 dakika bekleyip, tekrar karıştırın.
* Hazırladığınız harcı temiz bir naylona sararak, yuvarlak - veya piramit- şekli verin.
* Pastayı bir tepsi içine yerleştirip, birkaç saat derindondurucuda bekletin.
Başta da bahsettiğim gibi, bu tarifin asıl farkı püf noktalarında. O nedenle onları ayrıca yazmakta fayda var bence.
1. Bitter çikolata, fındık ve portakal kabuğu rendesi (yerine limon kabuğu da kullanabilirsiniz) bu tarif için opsiyonel yani olmasa da olur. Ama bence mutlaka olmalı. Deneyin, farkı göreceksiniz.
2. Harca bisküvileri ekleyip, karıştırdıktan sonra 3-4 dakika bekleyip tekrar karıştırmak önemli bir adım. Çünkü bu sayede bisküviler harcı içine iyice çekiyor. Ben daha önce bu adımı hiç uygulamıyor, karıştırır karıştırmaz dolaba koyuyordum. Büyük hataymış!
3. Bir püf noktası da servis kolaylığı için: Pastanız 1-2 saat içinde hafifçe donduğunda dolaptan çıkarıp, dilimleyin. Ardından tekrar sararak derin dondurucuya kaldırın. Böylece servis vakti geldiğinde işiniz çok kolaylaşacak.
Tarifin orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.
Birkaç gün önce kızımın isteğiyle yine mozaik pasta için kolları sıvamışken, aklıma kitcheninred'in tarifi geldi. İnstagram'daki fotoğraflarını görür görmez hemen tarifine göz atmış ve "bunu denemeliyim" listesinin başına yazmıştım.
Bu kez Pınar Hanım'ın tarifine ve en önemlisi püf noktalarına birebir uyarak yaptım. Sonuçta ortaya şimdiye kadar yaptığım mozaiklerden çok daha farklı ve tek kelimeyle "efsane" bi mozaik çıktı. Ve bir kez daha anladım ki, birkaç küçük dokunuşla, en klasik tatlarda bile ciddi lezzet farkları yaratmak mümkün.
ÇİKOLATALI MOZAİK PASTA
10-12 KİŞİLİK
100 gr tereyağı
100 gr pudra şekeri
60 gr kakao
240 ml süt
300 gr pötibör bisküvi
80 gr bitter çikolata (iri kırıklanmış)
70 gr fındık (iri çekilmiş)
1 tatlı kaşığı portakal kabuğu rendesi
* Kaynamamasına dikkat ederek tereyağını kısık ateşte eritip, ateşten alın.
* Tereyağına pudra şekeri, kakao, süt, portakal kabuğu rendesi ve çikolata parçalarını katın. Homojen bir karışım oluncaya kadar tel bir çırpıcı ile karıştırın.
* Fındıkları ekleyip, bir kaşık yardımıyla karıştırın.
* Çok ufalanmamalarına dikkat ederek bisküvileri elinizle iri parçalar halinde kırıklayıp, karışıma ekleyin ve bisküvileri çok ezmeden alttan üste doğru karıştırın.
* 3-4 dakika bekleyip, tekrar karıştırın.
* Hazırladığınız harcı temiz bir naylona sararak, yuvarlak - veya piramit- şekli verin.
* Pastayı bir tepsi içine yerleştirip, birkaç saat derindondurucuda bekletin.
Başta da bahsettiğim gibi, bu tarifin asıl farkı püf noktalarında. O nedenle onları ayrıca yazmakta fayda var bence.
1. Bitter çikolata, fındık ve portakal kabuğu rendesi (yerine limon kabuğu da kullanabilirsiniz) bu tarif için opsiyonel yani olmasa da olur. Ama bence mutlaka olmalı. Deneyin, farkı göreceksiniz.
2. Harca bisküvileri ekleyip, karıştırdıktan sonra 3-4 dakika bekleyip tekrar karıştırmak önemli bir adım. Çünkü bu sayede bisküviler harcı içine iyice çekiyor. Ben daha önce bu adımı hiç uygulamıyor, karıştırır karıştırmaz dolaba koyuyordum. Büyük hataymış!
3. Bir püf noktası da servis kolaylığı için: Pastanız 1-2 saat içinde hafifçe donduğunda dolaptan çıkarıp, dilimleyin. Ardından tekrar sararak derin dondurucuya kaldırın. Böylece servis vakti geldiğinde işiniz çok kolaylaşacak.
Tarifin orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.
9 Mart 2017 Perşembe
Ev Yapımı Çikolatalı Fındık Kreması
"Tuzlucu" insanlardanım ben. Hani bir tarafa baklavaları, pastaları yığsan diğer taraftaki bir parça peynirli böreği tercih ederim. Kahvaltıda bal, reçel değil de peynir ararım... Tatlı konusundaki tek zaafım ise çikolata... ama o da en bitterinden olacak!
Eşim, benim tam zıttım bu konuda. Tuzluyla tatlıyı asla karıştırmaz mesela... ve kapanışı mutlaka tatlıyla yapar. Kızımsa sanırım bana benziyor. Evdeki üçlü böyle olunca, kahvaltıda aman aman bi nutella - saralle vs arayışımız olmuyor ama sofraya gelince de kavanozun dibini bulmakta da zorlanmıyoruz. İşte bu nedenle bu kavanozlardan bizim eve sayılı girer. Yıl boyunca belki bir-iki tane.
Az yiyişiminiz bu saydıklarım dışında bir nedeni yokken, geçtiğimiz günlerde bir de palm yağı tartışması başladı. Gıda sektöründeki tartışmalara hep temkinli yaklaşırım ben. Körü körüne tek bir söylenene inanmak yerine, konuyla ilgili çok kişiyi dinlemeye - okumaya çalışırım. Ama palm yağı konusunda böyle olmadı. Belki de daha çok "abur cubur" diye tabir edilen yiyeceklerde olduğundan ve bu yiyeceklerde bizim eve neredeyse hiç girmediğinden?
Gel gör ki, yine de kafanın bir köşesinde minik bir lamba bir süre açık kaldı! İşte tam da bu ışığın yandığı günlerde, Pınar's Desserts'ın takip ettiğim instagram sayfasında Ev Yapımı Çikolatalı Fındık Kreması tarifine denk geldim. Evde bütün malzemeler olduğundan hemen denedim ve tüm ev halkı tek kelimeyle ba-yıl-dık! Öyle ki, ilk denemenin ürünü, fotoğrafını çekmeye fırsat kalmadan midelerimize indi bile.
Baştan söyleyeyim, çok tehlikeli bir tarif bu. Benim gibi çok da tutkunu olmayanları bile bu kadar kendine bağlıyorsa, deneyen tutkunların hali kim bilir nasıl olur? Bir diyeceğim daha var: Ölçülere tamı tamına uyun. Artık gramlı mililitreli ölçülere sinir olmayı bırakın ve basit bir mutfak tartısı edinin. İnanın mutfakta hayat çok daha kolay olacak böyle... ve tartıya bir kez alıştınız mı, bir daha bırakamayacaksınız. Tecrübeyle sabittir...
EV YAPIMI ÇİKOLATALI FINDIK KREMASI
500 gr için
150 gr çiğ fındık
3 yemek kaşığı bal
2 yemek kaşığı sıvı yağ
1/2 çay kaşığı tuz
150 gr çikolata (Kakao oranı %70)
150 ml süt
1. Fındıkları tavada veya önceden ısıtılmış 170 0C fırında karıştırarak kavurun. Ovarak kabuklarını temizleyin.
2. Sıcakken mutfak robotuna koyup, incecik olana kadar çekin.
3. Bal, sıvı yağ ve tuzu ekleyip, iyice karışana kadar robotu çalıştırın. Karışımı başka bir kaba alın.
4. Çikolataları benmari usulü eritip, fındıklı karışıma ekleyin ve iyice karıştırın.
5. Sütü kaynama noktasına kadar ısıtıp, ekleyin. Karışım homojen bir hale gelene kadar karıştırın.
6. Karışımı cam bir kavanoza aktarın. İyice soğuyunca ağzını kapatıp, buzdolabına koyun.
Tarifin orijinaline ve püf noktalarına Pınar's Desserts bu sayfasından ulaşabilirsiniz.
Küçük bir not: Eğer çikolatada bitter tercih etmiyorsanız, tarifte kakao oranı daha az bir çikolata tercih edebilirsiniz.
Eşim, benim tam zıttım bu konuda. Tuzluyla tatlıyı asla karıştırmaz mesela... ve kapanışı mutlaka tatlıyla yapar. Kızımsa sanırım bana benziyor. Evdeki üçlü böyle olunca, kahvaltıda aman aman bi nutella - saralle vs arayışımız olmuyor ama sofraya gelince de kavanozun dibini bulmakta da zorlanmıyoruz. İşte bu nedenle bu kavanozlardan bizim eve sayılı girer. Yıl boyunca belki bir-iki tane.
Az yiyişiminiz bu saydıklarım dışında bir nedeni yokken, geçtiğimiz günlerde bir de palm yağı tartışması başladı. Gıda sektöründeki tartışmalara hep temkinli yaklaşırım ben. Körü körüne tek bir söylenene inanmak yerine, konuyla ilgili çok kişiyi dinlemeye - okumaya çalışırım. Ama palm yağı konusunda böyle olmadı. Belki de daha çok "abur cubur" diye tabir edilen yiyeceklerde olduğundan ve bu yiyeceklerde bizim eve neredeyse hiç girmediğinden?
Gel gör ki, yine de kafanın bir köşesinde minik bir lamba bir süre açık kaldı! İşte tam da bu ışığın yandığı günlerde, Pınar's Desserts'ın takip ettiğim instagram sayfasında Ev Yapımı Çikolatalı Fındık Kreması tarifine denk geldim. Evde bütün malzemeler olduğundan hemen denedim ve tüm ev halkı tek kelimeyle ba-yıl-dık! Öyle ki, ilk denemenin ürünü, fotoğrafını çekmeye fırsat kalmadan midelerimize indi bile.
Baştan söyleyeyim, çok tehlikeli bir tarif bu. Benim gibi çok da tutkunu olmayanları bile bu kadar kendine bağlıyorsa, deneyen tutkunların hali kim bilir nasıl olur? Bir diyeceğim daha var: Ölçülere tamı tamına uyun. Artık gramlı mililitreli ölçülere sinir olmayı bırakın ve basit bir mutfak tartısı edinin. İnanın mutfakta hayat çok daha kolay olacak böyle... ve tartıya bir kez alıştınız mı, bir daha bırakamayacaksınız. Tecrübeyle sabittir...
EV YAPIMI ÇİKOLATALI FINDIK KREMASI
500 gr için
150 gr çiğ fındık
3 yemek kaşığı bal
2 yemek kaşığı sıvı yağ
1/2 çay kaşığı tuz
150 gr çikolata (Kakao oranı %70)
150 ml süt
1. Fındıkları tavada veya önceden ısıtılmış 170 0C fırında karıştırarak kavurun. Ovarak kabuklarını temizleyin.
2. Sıcakken mutfak robotuna koyup, incecik olana kadar çekin.
3. Bal, sıvı yağ ve tuzu ekleyip, iyice karışana kadar robotu çalıştırın. Karışımı başka bir kaba alın.
4. Çikolataları benmari usulü eritip, fındıklı karışıma ekleyin ve iyice karıştırın.
5. Sütü kaynama noktasına kadar ısıtıp, ekleyin. Karışım homojen bir hale gelene kadar karıştırın.
6. Karışımı cam bir kavanoza aktarın. İyice soğuyunca ağzını kapatıp, buzdolabına koyun.
Tarifin orijinaline ve püf noktalarına Pınar's Desserts bu sayfasından ulaşabilirsiniz.
Küçük bir not: Eğer çikolatada bitter tercih etmiyorsanız, tarifte kakao oranı daha az bir çikolata tercih edebilirsiniz.
7 Mart 2017 Salı
Biz de Cannelloni isteriz
Bahar demek temizlik demek! Ama öyle dipköşe ev temizliği değil kastım. Ona da geliyor tabii sıra ama benim için son sırada...
Kastım, fazlalıklardan kurtulmak. Mesela önce sanal temizlikle başlıyorum işe. Vakti zamanında güzel bir paylaşımı için takip etmeye başladığım ama genelde pek de ilgili çekmeyen instagram hesaplarını takibi bırakıyorum. Hasbelkader Facebook arkadaşım olmuş kişileri arkadaşlıktan çıkarıyorum. Posta kutumdaki fazla mailleri siliyorum. Sadece bir kez zorunlu olarak e-posta gönderdiğim için listeme kaydolmuş adreslerden kurtuluyorum...
Sonra çekmecelere, dolaplara geliyor sıra: Giymediğim kıyafetleri veriyorum, eskimiş çamaşır-çorapları atıyorum, eski dergilerimi ilgisini çekeceğini düşündüğüm kişilere veriyorum...
Ve tabii asıl önemli aşama buzdolabının derindondurucu kısmı ile kiler. Mart'la birlikte "bugün ne pişirsem?" cevabının sorusu bu iki yerde. Kışdan hazırlayıp dondurduğum tüm yiyecekleri pişiriyorum mesela. Bezelyelerin, barbunyaların, enginarın son paketleri, közlenmiş kırmızı biberler... Büyük market alışverişlerinde depolanan soslar, açıkhava çarşılarından alınan baklagiller, uzak seyahatlerden dönüşte bavula sıkıştırılan lezzetler...
Dün bize akşam yemeği olan Cannelloni de bu temizliğin bi sonucu. Atina'da bavuluma girip, eve geldikten sonra bugüne kadar kilerin en alt çekmecesinde, arkada kalarak saklanmayı başaran 2 paket Barilla Cannelloni'yi bulunca, akşam yemeği de otomatik olarak belli oldu. Niyetim, tam da kutusunun üzerindeki fotoğrafta olduğu gibi ıspanaklı-peynirli içle hazırlamaktı ama kızım kıymalı diye ısrar edince, onu kırmayıp, ilk paketi öyle hazırladım.
Cannelloni kocaman boru şeklindeki makarna. Aslında pişirince lazanyadan -hem tat hem de görünüş olarak- pek bir farkı olmuyor. Ama yine de "keşke bizim marketlerde bulunsa" diye içimden geçmiyor değil tabii... Duy sesimi Barilla!
KIYMALI CANNELLONI
8-10 KİŞİLİK
1 paket Barilla Cannelloni
Yarım kg dana kıyma
1 büyük boy soğan (yemeklik doğranmış)
2 diş sarımsak (ince doğranmış)
1 kaşık zeytinyağı
1 kaşık domates salçası
Yarım kavanoz domates püresi (ben yazın hazırladığım domates konservelerinden kullandım)
1 adet defne yaprağı
Taze kaşar (rendelenmiş)
Tuz, kırmızı biber (arzu edilen miktarda)
Beşamel sos için
2 kaşık tereyağı
2 kaşık un
2 su bardağı süt (oda sıcaklığında)
* Zeytinyağını ısıtıp, soğanları ve sarımsakları ekleyin. Orta ateşte ve karıştırarak, soğanlar yumuşayıncaya kadar, birkaç dakika kavurun.
* Ateşi kısıp, kıymayı ekleyin. Kıymayı kaşığın tersiyle ezerek ve karıştırarak, suyunu salıp, çekinceye kadar kavurun.
* Domates salçasını ekleyip, karıştırarak birkaç dakika daha kavurun. Tuz ve karabiber ekleyin.
* Ateşi açıp, domates püresini ve defne yaprağını ekleyin. Kaynamaya başlayınca ateşi kısıp, tavaya kapak kapatın. 5-10 dak. kaynatıp, altını kapatın ve soğumaya bırakın.
* Kıyma soğuyunca makarnaların içini doldurun.
* Beşamel sos için tereyağını orta ateşte eritin. Unu ekleyip, tamamen köpüp köpük olup, unun kokusu çıkana kadar birkaç dakika kavurun.
* Ateşi kısın. Kaşık veya çırpıcıyla sürekli karıştırarak, topaklanmamasına dikkat ederek, yavaş yavaş sütü ekleyin. Kaynamaya başladıktan sonra da sürekli karıştırmaya devam ederek birkaç dakika daha ısıtın ve altını kapatın.
* Dikdörtgen veya kare bir fırın kabının dibine bir-iki kaşık beşamel sos koyup yayın. İçini doldurduğunuz makarnaları aralarında boşluk kalmayacak şekilde dizin. Kalan beşamel sosu üzerlerine döküp, her taraflarına gelecek şekilde yayın.
* Önceden ısıtılmış 190 0C fırında, üstü kızarana kadar pişirin.
* Kaşar rendesine arzu ettiğiniz miktarda pul biber ekleyip, karıştırın. Üstü kızaman Cannelloni'yi fırından çıkarıp, üstüne kaşar peynirini serpin ve tekrar fırına yerleştirin.
* Kaşarlar eriyip, kızarıncaya kadar, yaklaşık 10 dak. daha fırında tutun.
* Fırından çıkardıktan sonra en az 5 dakika dinlendirin. Dilimleyerek sıcak servis yapın.
Kastım, fazlalıklardan kurtulmak. Mesela önce sanal temizlikle başlıyorum işe. Vakti zamanında güzel bir paylaşımı için takip etmeye başladığım ama genelde pek de ilgili çekmeyen instagram hesaplarını takibi bırakıyorum. Hasbelkader Facebook arkadaşım olmuş kişileri arkadaşlıktan çıkarıyorum. Posta kutumdaki fazla mailleri siliyorum. Sadece bir kez zorunlu olarak e-posta gönderdiğim için listeme kaydolmuş adreslerden kurtuluyorum...
Sonra çekmecelere, dolaplara geliyor sıra: Giymediğim kıyafetleri veriyorum, eskimiş çamaşır-çorapları atıyorum, eski dergilerimi ilgisini çekeceğini düşündüğüm kişilere veriyorum...
Ve tabii asıl önemli aşama buzdolabının derindondurucu kısmı ile kiler. Mart'la birlikte "bugün ne pişirsem?" cevabının sorusu bu iki yerde. Kışdan hazırlayıp dondurduğum tüm yiyecekleri pişiriyorum mesela. Bezelyelerin, barbunyaların, enginarın son paketleri, közlenmiş kırmızı biberler... Büyük market alışverişlerinde depolanan soslar, açıkhava çarşılarından alınan baklagiller, uzak seyahatlerden dönüşte bavula sıkıştırılan lezzetler...
Dün bize akşam yemeği olan Cannelloni de bu temizliğin bi sonucu. Atina'da bavuluma girip, eve geldikten sonra bugüne kadar kilerin en alt çekmecesinde, arkada kalarak saklanmayı başaran 2 paket Barilla Cannelloni'yi bulunca, akşam yemeği de otomatik olarak belli oldu. Niyetim, tam da kutusunun üzerindeki fotoğrafta olduğu gibi ıspanaklı-peynirli içle hazırlamaktı ama kızım kıymalı diye ısrar edince, onu kırmayıp, ilk paketi öyle hazırladım.
Cannelloni kocaman boru şeklindeki makarna. Aslında pişirince lazanyadan -hem tat hem de görünüş olarak- pek bir farkı olmuyor. Ama yine de "keşke bizim marketlerde bulunsa" diye içimden geçmiyor değil tabii... Duy sesimi Barilla!
KIYMALI CANNELLONI
8-10 KİŞİLİK
1 paket Barilla Cannelloni
Yarım kg dana kıyma
1 büyük boy soğan (yemeklik doğranmış)
2 diş sarımsak (ince doğranmış)
1 kaşık zeytinyağı
1 kaşık domates salçası
Yarım kavanoz domates püresi (ben yazın hazırladığım domates konservelerinden kullandım)
1 adet defne yaprağı
Taze kaşar (rendelenmiş)
Tuz, kırmızı biber (arzu edilen miktarda)
Beşamel sos için
2 kaşık tereyağı
2 kaşık un
2 su bardağı süt (oda sıcaklığında)
* Zeytinyağını ısıtıp, soğanları ve sarımsakları ekleyin. Orta ateşte ve karıştırarak, soğanlar yumuşayıncaya kadar, birkaç dakika kavurun.
* Ateşi kısıp, kıymayı ekleyin. Kıymayı kaşığın tersiyle ezerek ve karıştırarak, suyunu salıp, çekinceye kadar kavurun.
* Domates salçasını ekleyip, karıştırarak birkaç dakika daha kavurun. Tuz ve karabiber ekleyin.
* Ateşi açıp, domates püresini ve defne yaprağını ekleyin. Kaynamaya başlayınca ateşi kısıp, tavaya kapak kapatın. 5-10 dak. kaynatıp, altını kapatın ve soğumaya bırakın.
* Kıyma soğuyunca makarnaların içini doldurun.
* Beşamel sos için tereyağını orta ateşte eritin. Unu ekleyip, tamamen köpüp köpük olup, unun kokusu çıkana kadar birkaç dakika kavurun.
* Ateşi kısın. Kaşık veya çırpıcıyla sürekli karıştırarak, topaklanmamasına dikkat ederek, yavaş yavaş sütü ekleyin. Kaynamaya başladıktan sonra da sürekli karıştırmaya devam ederek birkaç dakika daha ısıtın ve altını kapatın.
* Dikdörtgen veya kare bir fırın kabının dibine bir-iki kaşık beşamel sos koyup yayın. İçini doldurduğunuz makarnaları aralarında boşluk kalmayacak şekilde dizin. Kalan beşamel sosu üzerlerine döküp, her taraflarına gelecek şekilde yayın.
* Önceden ısıtılmış 190 0C fırında, üstü kızarana kadar pişirin.
* Kaşar rendesine arzu ettiğiniz miktarda pul biber ekleyip, karıştırın. Üstü kızaman Cannelloni'yi fırından çıkarıp, üstüne kaşar peynirini serpin ve tekrar fırına yerleştirin.
* Kaşarlar eriyip, kızarıncaya kadar, yaklaşık 10 dak. daha fırında tutun.
* Fırından çıkardıktan sonra en az 5 dakika dinlendirin. Dilimleyerek sıcak servis yapın.
3 Mart 2017 Cuma
Taze baklaya bi şans verin
Anne evindeyken, uzun yıllar bir kez bile şans tanımadım taze baklaya. Hatta ara sıra anneme "pişirme şunu bu evde" diye çıkıştığımı bile hatırlıyorum.
Evlendim, "ben hiç yemek seçmem ama sadece iki şeyi yemem" dedi eşim: İşkembe Çorbası ve Taze Bakla. Gel gör ki, ben baklayla aramı çoktan düzeltmiştim. Üstelik dereotuyla da...
Evliliğimizin ilk baharında pazarda görür görmez kaptım yarım kilo baklayı. Niyetim kendime göre pişirip, tek başıma yemek. Diğer yemeklerin yanında koydum sofraya, yanında da sarımsaklı yoğurt. Tadına bakmasını bile teklif etmedim eşime, ne de olsa yazmışım kafama "bakla yemez" diye. Hiç ses çıkarmadan aldı bir kaşık tabağına, döktü üstüne yoğurdunu. Yedi... ve çok sevdi :)
İşte o günden beri, bakla çıkar çıkmaz alır, pişiririm. Şimdi de evde baklaya henüz hiç şans vermemiş birisi var ama... kızım... Henüz 9 yaşında olduğunu düşünürsek, sanırım biraz daha zamana ihtiyacı var.
ZEYTİNYAĞLI TAZE BAKLA
6-8 KİŞİLİK
1 kg taze bakla
Yarım limon
1 çay bardağı zeytinyağı
1 büyük boy soğan (yemeklik doğranmış)
1 adet küp şeker
2 tatlı kaşığı un
1,5 su bardağı su
Yarım demet dereotu (ince kıyılmış)
Tuz (arzu edilen miktarda)
* Büyük bir kaba su doldurup içine limonu sıkın ve kabuğunu da suyun içine atın. Baklaların başlarını temizleyip, boylarına göre 2'ye veya 3' kesin ve bu suya atın. Baklaları bu suda yıkayıp, süzün.
* Zeytinyağını ısıtıp, soğanları katın. Tuz ve şekeri ekleyin. Orta ateşte ve karıştırarak, soğanlar sararıncaya kadar, yaklaşık 3-4 dak. kavurun.
* Süzdüğünüz baklaları ekleyin. Arada tahta bir kaşıkla karıştırarak yaklaşık 10 dak. pişirin.
* Oda sıcaklığındaki suya 2 tatlı kaşığı unu ekleyip, topak kalmayana kadar karıştırın. Suyu baklalara ekleyin. Tencerenin kapağını kapatın ve artık hiç karıştırmayın.
* Orta ateşte ve tencerenin kapağını hiç açmadan, yaklaşık 50-60 dak. kadar pişirin.
* Ateşi kapatıp, baklaları piştiği tencerede soğumaya bırakın. Soğuduğunda servis kabına alıp, üstüne dereotlarını serpin. Sarımsaklı yoğurtla birlikte soğuk servis yapın.
Not: Tüm zeytinyağlılar gibi, bakla da bir gün buzdolabında dinlendiğinde daha lezzetli oluyor.
Evlendim, "ben hiç yemek seçmem ama sadece iki şeyi yemem" dedi eşim: İşkembe Çorbası ve Taze Bakla. Gel gör ki, ben baklayla aramı çoktan düzeltmiştim. Üstelik dereotuyla da...
Evliliğimizin ilk baharında pazarda görür görmez kaptım yarım kilo baklayı. Niyetim kendime göre pişirip, tek başıma yemek. Diğer yemeklerin yanında koydum sofraya, yanında da sarımsaklı yoğurt. Tadına bakmasını bile teklif etmedim eşime, ne de olsa yazmışım kafama "bakla yemez" diye. Hiç ses çıkarmadan aldı bir kaşık tabağına, döktü üstüne yoğurdunu. Yedi... ve çok sevdi :)
İşte o günden beri, bakla çıkar çıkmaz alır, pişiririm. Şimdi de evde baklaya henüz hiç şans vermemiş birisi var ama... kızım... Henüz 9 yaşında olduğunu düşünürsek, sanırım biraz daha zamana ihtiyacı var.
ZEYTİNYAĞLI TAZE BAKLA
6-8 KİŞİLİK
1 kg taze bakla
Yarım limon
1 çay bardağı zeytinyağı
1 büyük boy soğan (yemeklik doğranmış)
1 adet küp şeker
2 tatlı kaşığı un
1,5 su bardağı su
Yarım demet dereotu (ince kıyılmış)
Tuz (arzu edilen miktarda)
* Büyük bir kaba su doldurup içine limonu sıkın ve kabuğunu da suyun içine atın. Baklaların başlarını temizleyip, boylarına göre 2'ye veya 3' kesin ve bu suya atın. Baklaları bu suda yıkayıp, süzün.
* Zeytinyağını ısıtıp, soğanları katın. Tuz ve şekeri ekleyin. Orta ateşte ve karıştırarak, soğanlar sararıncaya kadar, yaklaşık 3-4 dak. kavurun.
* Süzdüğünüz baklaları ekleyin. Arada tahta bir kaşıkla karıştırarak yaklaşık 10 dak. pişirin.
* Oda sıcaklığındaki suya 2 tatlı kaşığı unu ekleyip, topak kalmayana kadar karıştırın. Suyu baklalara ekleyin. Tencerenin kapağını kapatın ve artık hiç karıştırmayın.
* Orta ateşte ve tencerenin kapağını hiç açmadan, yaklaşık 50-60 dak. kadar pişirin.
* Ateşi kapatıp, baklaları piştiği tencerede soğumaya bırakın. Soğuduğunda servis kabına alıp, üstüne dereotlarını serpin. Sarımsaklı yoğurtla birlikte soğuk servis yapın.
Not: Tüm zeytinyağlılar gibi, bakla da bir gün buzdolabında dinlendiğinde daha lezzetli oluyor.
19 Ekim 2016 Çarşamba
Kolay Yağlama
Tabii ki yağlama dedin mi akla gelen, Kayseri Yağlaması. Gel gör ki, mutfaktaki tüm cesaretli denemelerime rağmen, içinde "hamuru yoğurun" geçen tariflere henüz hiç dokunmuyorum. Hal böyle olunca bizim evin yağlaması da lavaşlı oldu :)
KOLAY YAĞLAMA
8-10 KİŞİLİK
1 kg dana kıyma
10 adet lavaş
2 çorba kaşığı zeytinyağı
2 adet soğan (yemeklik doğranmış)
3-4 diş sarımsak (ince kıyılmış)
1 yemek kaşığı domates salçası
3-4 adet domates (rendelenmiş)
1 tutam toz kimyon
1 tutam toz zencefil
Tuz, tane karabiber (taze çekilmiş)
* Zeytinyağını ısıtıp, soğanı ve sarımsakları
ekleyin. Orta ateşte ve karıştırarak birkaç dakika kavurun.
* Kıymayı ekleyin. Tahta bir kaşığın tersiyle
ezerek ve sürekli karıştırarak, kıymanın rengi değişinceye kadar kavurun. Kıyma suyunu çektikten sonra salçayı ekleyip,
karıştırın.
* Baharatları ekleyip, domates püresini katın.
Karıştırıp, tencerenin kapağını kapatın.Birkaç dakika sonra 1 su bardağı kadar sıcak su
ekleyip, tekrar karıştırın. Tencerenin kapağını kapatıp, kısık ateşte 10 dakika
kadar pişirin.
* Lavaşları bir tavada ısıtın. Bir tepsinin içinde
lavaş koyup, üstüne kıyma yayın. Lavaş kıyma-lavaş sırasıyla, en üstte lavaş
olacak şekilde aynı işleme devam edin.
* Arzu ederseniz en üstteki lavaşın üstüne peynir
rendeleyip, toz kırmızıbiber serpin.
* 150 derece fırının ızgara konumunda, üstü hafif
kızarana kadar, yaklaşık 8-10 dakika pişirip, sıcak servis yapın.
Not: Servis sırasında sofraya sarımsaklı yoğurt koymayı unutmayın!
24 Mart 2016 Perşembe
Olmazsa olmazı çorba olanlar
Akşam sofrasına "ne çorbası var?" diye sorarak oturan bir babanın kızıyım ben. İşte bu nedenle, akşam yemeği için çorbasını pişirdi mi, sanki omuzlarından yük kalkar annemin. Çünkü bilir ki, sofrada çeşit çeşit yemek olsa da, eğer çorba yoksa, pek de mutlu olmaz babam.
Annemden miras bu alışkanlık, bende de devam ediyor. Özellikle akşam yemekleri için yaz demez, kış demez ilk iş çorba tenceresini koyarım ocağın üstüne. Üstelik son üç yıldır, çorbalar bizim evde çok daha önemli. Çünkü öğlenleri yemek için okuldan eve gelen kızımın yemeği, bir tabak çorba.
Tarhana, yayla, şehriye ve sebze çorbası gibi klasikler bizde de olmazsa olmazlar arasında tabii. Ama tıpkı diğer yemeklerde olduğu gibi, çorbada da yeni tarifler denemeyi seviyorum. Bazen de evdekilerin damak zevkine göre kendi çorbamı uyduruyorum.
Son "yeni çorba" denememi Arda Akdiş imzalı Zayıflatan Tarifler kitabından yaptım. Glisemik indeksi düşük 150 yemek tarifinin toplandığı bu kitapta, çorbalar için ayrı bir bölüm var. Bölümün üçüncü tarifi de, benim bu kitaptan ilk denemem olan Sıkıcık Çorbası.
Bu tarifi ilk denemenin ardından, kendime önemli notum: "köfteleri daha küçük yapmalısın!" Deneyeceklere baştan söyleyeyim, siz de benim gibi sıkılıp, köfteleri sakın büyük yapmayın. Çünkü piştiklerinde biraz daha büyüyorlar...
SIKICIK ÇORBASI
1 su bardağı ince bulgur
1 çay bardağı tarhana
7 su bardağı su
1 adet orta boy soğan
2 yemek kaşığı salça
1 yemek kaşığı zeytinyağı
1 yumurta
1 yemek kaşığı kuru nane
Tuz, karabiber
*Bulguru bir kaba alıp, üzerine 1 bardak sıcak su ekleyin ve üzerini kapatın.
*Bulgur suyu çektikten sonra tarhana, yumurta, tuz, karabiber ve naneyi ekleyip, iyice yoğurun. Misket büyüklüğünde köfteler hazırlayın.
*Soğanı rendeleyin. Zeytinyağını bir tencereye koyun. Soğanlar ve salçayı ekleyip, orta ateşte ve karıştırarak birkaç dakika kavurun. Suyu ilave edin.
*Kaynamaya başladığında köfteleri ekleyin. Ateş kısıp, 10 dakika pişirin.
*Kaselere paylaştırıp, sıcak servis yapın.
Not 1: Orijinal tarifte esmer bulgur ve ev tarhanası öneriliyor.
Not 2: 1 yemek kaşığı kuru nane bizim için biraz fazla geldi. Nane miktarını, damak zevkinize göre ayarlayabilirsiniz.
Annemden miras bu alışkanlık, bende de devam ediyor. Özellikle akşam yemekleri için yaz demez, kış demez ilk iş çorba tenceresini koyarım ocağın üstüne. Üstelik son üç yıldır, çorbalar bizim evde çok daha önemli. Çünkü öğlenleri yemek için okuldan eve gelen kızımın yemeği, bir tabak çorba.
Tarhana, yayla, şehriye ve sebze çorbası gibi klasikler bizde de olmazsa olmazlar arasında tabii. Ama tıpkı diğer yemeklerde olduğu gibi, çorbada da yeni tarifler denemeyi seviyorum. Bazen de evdekilerin damak zevkine göre kendi çorbamı uyduruyorum.
Son "yeni çorba" denememi Arda Akdiş imzalı Zayıflatan Tarifler kitabından yaptım. Glisemik indeksi düşük 150 yemek tarifinin toplandığı bu kitapta, çorbalar için ayrı bir bölüm var. Bölümün üçüncü tarifi de, benim bu kitaptan ilk denemem olan Sıkıcık Çorbası.
Bu tarifi ilk denemenin ardından, kendime önemli notum: "köfteleri daha küçük yapmalısın!" Deneyeceklere baştan söyleyeyim, siz de benim gibi sıkılıp, köfteleri sakın büyük yapmayın. Çünkü piştiklerinde biraz daha büyüyorlar...
SIKICIK ÇORBASI
1 su bardağı ince bulgur
1 çay bardağı tarhana
7 su bardağı su
1 adet orta boy soğan
2 yemek kaşığı salça
1 yemek kaşığı zeytinyağı
1 yumurta
1 yemek kaşığı kuru nane
Tuz, karabiber
*Bulguru bir kaba alıp, üzerine 1 bardak sıcak su ekleyin ve üzerini kapatın.
*Bulgur suyu çektikten sonra tarhana, yumurta, tuz, karabiber ve naneyi ekleyip, iyice yoğurun. Misket büyüklüğünde köfteler hazırlayın.
*Soğanı rendeleyin. Zeytinyağını bir tencereye koyun. Soğanlar ve salçayı ekleyip, orta ateşte ve karıştırarak birkaç dakika kavurun. Suyu ilave edin.
*Kaynamaya başladığında köfteleri ekleyin. Ateş kısıp, 10 dakika pişirin.
*Kaselere paylaştırıp, sıcak servis yapın.
Not 1: Orijinal tarifte esmer bulgur ve ev tarhanası öneriliyor.
Not 2: 1 yemek kaşığı kuru nane bizim için biraz fazla geldi. Nane miktarını, damak zevkinize göre ayarlayabilirsiniz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






