tarif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tarif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2014 Perşembe

Sonbahar kışa dönüyorsa, havuçlu kek zamanıdır

Doğan güneş ruhuna iyi geliyor ama artık seni ısıtamıyorsa, çevrendeki ağaçlar usul usul kalan son yapraklarını da döküyorsa, teklif edilen bir fincan çay seni her zamankinden daha çok mutlu ediyorsa...

... ve tüm bunların üstüne, rendelenerek hazırlanmış salatasının dışında havucu yemeyi reddeden bir çocuğun varsa...

havuçlu kek yapmanın zamanı gelmiş demektir.

İşte ben de, tam da bu nedenlerle çıkardım havuçları tezgahın üzerine. Ve bu kez fazlaca araştırma yapmadan, daha önce Yoğun Çikolatalı Brownie tarifini deneyip, tam da damak tadıma göre bulduğum Kırmızı Mutfak'ın sayfasına gittim. Aradığım tarif beni bekliyordu.

Sonuç yine şahane oldu. Ama tarife geçmeden önce size birkaç uyarım var:

Bu kek fırındayken, evi öyle baştan çıkarıcı bir koku kaplıyor ki, daha sürenin dolmadığını bile bile "acaba olmuş mudur?" diye defalarca fırının camından bakıp duracaksınız...

Bu kadar sabretmeniz yetecek sanıyorsanız, yanılıyorsunuz! Bu ıslak kıvamlı bir kek olduğundan, kesmeden önce iyice soğumasını beklemeniz gerekecek. İşte bu da dayanması güç ikinci konu.

Ama sonrası tam bir lezzet şöleni.


Havuçlu Kek
12-15 dilim

4 yumurta
3/4 su bardağı zeytinyağı
1,5 su bardağı toz şeker
2 su bardağı un
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
2 çay kaşığı karbonat
1/2 çay kaşığı tuz
2 çay kaşığı tarçın
5 adet orta boy havuç (ince rendelenmiş)
1 su bardağı ceviz (iri dövülmüş)

* Yumurta, toz şeker ve zeytinyağını 3-4 dakika mikserle çırpın.

* Un, vanilya, kabartma tozu, karbonat, tuz ve tarçını bir kaba eleyin. Elediğiniz karışımı yumurtalara ekleyip, malzemeler iyice karışına kadar tekrar çırpın.

* Havuçları ve cevizi ekleyip, bir spatula veya kaşık yardımıyla tüm malzemeyi iyice karıştırın.

* 28x28 cm ölçülerinde bir kare fırın kabına döküp, önceden ısıtılmış 175 derece fırında, yaklaşık 50 dakika pişirin.

* Fırından çıkardıktan sonra soğuyuncaya kadar dinlendirip, dilimleyerek servis yapın.

Tarifin orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.

7 Kasım 2014 Cuma

Çağırınca gelen kokoreç

Bazı lezzetler vardır; ya severek yersiniz ya da ağzınıza bile sürmezsiniz. Yani ortası, bi tadına bakayım durumu yoktur. Kokoreç de bu lezzetlerden biri. Bizim çevremizde de, "kokoreç sever misin?" sorusuna "offf, bayılırım", "sevilmez mi hiç!", "kokusu geldi burnuma" cevabını verenler olduğu kadar "ağzıma bile sürmem", "hiç yemedim ama yemem de" diyenler de var elbette. İşte, ayıla bayıla yiyen arkadaşlarla, arada bi kokoreç partisi yapıyoruz bizim evde. Ne mutlu ki, şimdiye kadar beğenmeyen olmadığı gibi, partilerin ünü de gitgide yayılıyor...

Tariften önce gelelim hikayenin başına: Parti günü kararlaştırılınca (ki genelde bir Cuma ya da Cumartesi akşamı oluyor), ilk iş kokoreçleri çağırıyorum ben. Onlar da benim istediğim saatte gelip, kapıyı çalıyorlar. Yok yahu, aklım gayet başımda. Şaka da yapmıyorum...

Eğer kokoreçinizi banvitburada.com’dan aldıysanız, hikaye tam da böyle oluyor. Siteye girip, kokoreçleri sepetinize atıyorsunuz. Sonra gelmelerini istediğiniz günü ve saati seçiyorsunuz. Onlar da, gitme vakti gelince sizin eve en yakın Banvit deposundan yola çıkıp, onlar için özel olarak hazırlanan konforlu bir Smart’ın arkasında size geliyorlar. Sonrası size kalmış...

Şimdi gelelim benim Banvit Kokoreç tarifime:


Ekmekarası Kokoreç
2 yarım ekmek arası

1 paket Banvit Kokoreç
1 adet ekmek (enine 2'ye kesilmiş)
2 kaşık tereyağı (veya 3 kaşık zeytinyağı)
4-5 adet tatlı sivribiber (ince doğranmış)
1 adet büyük boy domates (kabuğu soyulmuş, küçük küp doğranmış)
Arzu ettiğiniz baharatlar (kimyon, kekik, sevenler için acı pul biber olmazsa olmaz)

* Kokoreç dilimlerini, kesme tahtası üzerinde ince ince doğrayın.

* Yağı tavaya koyup, ısıtın. Sivribiberleri ekleyip, orta ateşte ve karıştırarak 4-5 dakika soteleyin.

* Doğradığınız kokoreçleri ekleyip, ara ara karıştırarak, 5 dakika kavurun.

* Paketin içinden çıkan baharatı ve arzu ettiğiniz miktarda ilave baharat ekleyip, karıştıramaya devam ederek 5 dakika daha soteleyin.

* Domatesleri ekleyip, karıştırarak, 2 dakika daha soteleyin.

* Ekmek parçalarına bir kesik atıp, arasını açın. Açtığınız ekmekleri önce tavadaki kokoreçe bastırıp, hafifçe suyunu emdirin. Ardından aralarına tavadaki kokoreçi paylaştırın. Kolay yenmesi için yağlı kağıtla sarıp, sıcak servis yapın.

Not 1: Kokoreçi mangalda veya fırında da pişirebilir, porsiyon olarak tabakta da servis edebilirsiniz. 

Not 2: Banvit Kokoreç'in 1 paketi 300 gr. Açlık durumunuza göre, 1 paketle 3 kişi de doyabilir.


Not 3: Ben kokoreç yiyeceğimiz gün yanına bir de nar ekşili kaşık salatası yapıyorum. Ya da yoğurtlu salataları tercih ediyorum. İçecek olarak favorimiz de bira veya şalgam suyu

24 Ekim 2014 Cuma

Damla çikolatalısı kesmeyince...

Evde son pişen Perişan Kurabiye, kızım tarafından içindeki damla çikolataların hatrına yenirken, "keşke çikolatalı kurabiye yapsaydın" demekten de geri kalmadı. Bunun üzerine ben de en bi çikolatalı kurabiye tarifini aramaya başladım ve bu kez tarifini aşağıda verdiğim Bol Çikolatalı Kurabiye'yi pişirdim. Kurabiyelerin fırından çıkmasıyla bitmesi bir oldu...


Bol Çikolatalı Kurabiye
24-25 adet

125 gr tereyağı
80 gr bitter çikolata (iri parçalanmış)
1/2 su bardağı tozşeker
2 yumurta
2 su bardağı un
2 yemek kaşığı kakao
1 paket vanilya
1 tatlı kaşığı kabartma tozu
1 çimdik tuz
1/2 su bardağı pudra şekeri

* Tereyağı ve çikolatayı bir tencereye alıp, kısık ateşte eritin.

* Tencereyi ateşten alıp, toz şekeri ekleyin. Toz şeker eriyene ve karışım ılınıncaya kadar karıştırın.

* Karıştırmaya devam ederek tek tek yumurtaları ekleyin.

* Un, kakao, vanilya, kabartma tozu ve tuzu bir kaba eleyin. Elediğiniz un karışımını çikolata karışımına ekleyip, bir kaşık yardımıyla iyice karıştırın.

* Karışımı 1 saat buzdolabında dinlendirin.

* Pudra şekerini bir tabağa boşaltın.

* Fırın tepsisine yağlı kağıt yayın. Karışımdan bir tatlı kaşığı yardımıyla iri ceviz büyüklüğünde parçalar alıp, elinizle yuvarlayın ve pudra şekerine bulayıp, tepsiye dizin.

* Önceden ısıtılmış 160 derece fırında 10-12 dakika pişirin.

* Fırından çıkarıp, soğuyuncaya kadar dinlendirin. Arzu ederseniz pudra şekeri serperek servis yapın.

Not1: Eğer yuvarlarken hamur elinize yapışırsa, ellerinizi önce pudra şekerine batırabilirsiniz.  

Not 2: Eğer çok yoğun çikolata tadından hoşlanmıyorsanız, bitter çikolata yerine sütlü çikolata kullanabilirsiniz. 


16 Ekim 2014 Perşembe

Bir sen misin perişannnn...

Bilgisayarınızın başına oturmuş akıllı uslu çalışırken, burnunuza birden kurabiye kokusu getiren ve işi gücü bıraktırıp sizi mutfağa sokan şey nedir?

A) Bulutlu sonbahar havası
B) Okuldan eve gelecek aç çocuk
C) Akşama çayın yanına ne yesek düşüncesi
D) Uzun zamandır kurabiye yapmamış olmak
E) Hepsi

Ben hiç düşünmeden E şıkkını işaretleyince bir anda mutfakta buldum kendimi. Kafamı hızlıca kilere uzatıp malzemelere baktım. Şeker, un, yumurta var... Gerisine bakmadan, bu kez kurabiye tarifi bulmak için yeniden geldim bilgisayarın başına.

Aklıma ilk şu şekilsiz kurabiyeler geldi. Aslında elimde arkadaşımın çok da sevdiğim bir tarifi vardı ama onun listesi biraz uzun olduğundan daha basit bi şeyler aramak istedim. Google'un arama çubuğuna şekilsiz kurabiye yazınca onlarca tarif sıralanıverdi önümde. Birkaçına göz attım... Ufak notlar aldım... ve tezgahın başına geçince ortaya aşağıdaki tarif çıktı.

Bu kurabiyeye çirkin diyenler de var, dağınık diyenler de. Ama ben tarifimin adını Perişan Kurabiye koydum.


Perişan Kurabiye
25 adet

2 adet yumurta
1 su bardağı pudra şekeri
125 gr tereyağı (yumuşak)
1/2 su bardağı zeytinyağı
4 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1 tatlı kaşığı tarçın
1 çay bardağı fındık (iri kırıklanmış)
1 çay bardağı damla çikolata

* Yumurtaları ve pudra şekerini, el çırpıcısı ile çırpın.

* Tereyağını ve zeytinyağını ekleyip, pürüzsüz bir kıvam alana kadar çırpmaya devam edin.

* Un, kabarma tozu, vanilya ve tarçını bir kapta karıştırıp, eleyerek çırptığınız karışıma ekleyin.

* Çikolataları ve fındıkları ekleyin.

* Önce kaşıkla, tüm malzemeler karıştıktan sonra elinizle karıştırarak, ele yapışmayan yumuşak bir hamur elde edin (gerekirse yarım bardak kadar daha un ekleyebilirsiniz)

* Hamurdan küçük parçalar (iri ceviz büyüklüğünde) koparıp, şekil vermeden, yağlı kağıt yayılmış fırın tepsisine dizin.

* Önceden ısıtılmış 170 derece fırında, yaklaşık 20 dakika pişirin.

Not: Tereyağı yerine margarin, zeytinyağı yerine ayçiçekyağı, fındık yerine ceviz, damla çikolata yerine de dilediğiniz küçük doğranmış kuru meyveleri (üzüm, kayısı vs) kullanabilirsiniz.

24 Eylül 2014 Çarşamba

Bizim evin favori çorbası Yayla

Tam bir "çorbacı aile"yiz biz. İlkbahar, sonbahar ve kış aylarında, hemen hemen her gün çorba vardır soframızda. Hatta yazın bile, midemiz "çorba istiyorum" sinyali verince içeriz. Okullarla birlikte evde "okul düzeni" başlayınca, öğlen yemek için eve gelen Zeyno'nun yediği şey de genelde çorba olur.

Evet, zaman zaman yeni çorba tarifleri denerim ama hepimizin severek içtiği klasik çorbalarımız var: Tarhana, Yayla, Mercimek ve genelde pazar alışverişi yaptığım gün pişen Sebze.

Bugün öğlen de mis gibi Yayla Çorbası koktu ev. Hepimiz özlemişiz ki, birer tabak kesmedi, ikincileri de aldık. Yaşasın klasik çorbalar!


Yayla Çorbası
4 kişilik

1 kase (6-8 kaşık) yoğurt
2 çorba kaşığı un
1,5 litre su
1 çay bardağı pirinç
2 yemek kaşığı tereyağı
kuru nane
tuz

* Yoğurdu ve unu, azar azar su ekleyerek, pütürsüz olana kadar, tel çırpıcıyla iyice çırpın.

* Çırptığınız yoğurdu tencereye alıp, kalan malzemeleri ekleyin.

* Orta ateşte ve sürekli karıştırarak, kaynayıncaya kadar pişirin.

* Tencerenin kapağını kapatıp, pirinçler hafif şişene kadar, yaklaşık 15 dak. dinlendirin. Sıcak servis yapın.



3 Eylül 2014 Çarşamba

Sakız kokulu kek

Altın gününde, akşam oturmasında, mevlütte ya da sabah kahvesinde... Annem kendisine ikram edilen lezzetler arasında beğendiklerini, hemen oracıkta not alırdı birinci ağızdan dinleyerek... Ve arada bir, tarif dolu bu kağıt parçalarını temize çekme zamanı gelirdi. Bu görev de çoğu zaman benimdi... Defteri açar, yazmaya başlardım. Ve her tarifin yanına annemin notlarını düşerdim: Ayşe’nin Keki, Müzeyyen’in Çilekli Tatlısı, Berrin Hanım’ın poğaçası...

Bu akşam bizim evi mis gibi sakız kokusuyla dolduran kekin, benim notlarımdaki adı da Nükhet’in Keki. Çünkü beni Dr. Oetker’in sakızlı vanilyasından haberdar eden de, bu kekin tarifini veren de o.



Sakızlı Kek (Nükhet'in Keki)
3 yumurta
1 su bardağı toz şeker
2 su bardağı un
1 su bardağı süt
1/2 su bardağı sıvı yağ
1 paket kabartma tozu
1 paket sakızlı vanilya
* Yumurtaları bir kaba kırıp, şekeri ilave edin. Orta devirli mikserle, şekerler eriyip, karışım hafif kabarana kadar, yaklaşık 4-5 dakika çırpın.
* Un, kabartma tozu ve vanilyayı ekleyip, malzemeler birbirine karışana kadar, yaklaşık 1-2 dakika çırpın.
* Sütü ve sıvı yağı ekleyip, malzemeler birbirine iyice karışıp, pürüzsüz bir kıvam alana kadar, yaklaşık 3-4 dakika çırpın.
* Kalıbınızı sıvı yağla yağlayıp, hamuru dökün. Önceden 170 derecede ısıtılmış fırında, ortasına batırdığınız kürdan temiz çıkıncaya kadar, yaklaşık 45 dakika pişirin.
* Fırından çıkarıp, oda sıcaklığına gelene kadar dinlendirin. Kalıptan çıkarıp, soğuduktan sonra dilimleyerek servis yapın.

15 Ağustos 2014 Cuma

Menemen denklemi


Her sene domates konservesi yaparım. O seneki enerjime ve bana yardım edeceklerin sayısına göre 30 ya da 40 kilo domatesten. Bu seneki konserve seansını da tatil sonrasına bırakmıştım. Ama dün komşularla içilen öğlen kahvesinde, uygun domates bulursak menemenlik yapma kararı alınca, akşamüstü soluğu Altınova pazarında aldık.

Dönüşte 15 kilo domates ve 1 kilo çarliston biber mutfak tezgahının üzerinde beni bekliyordu. "Erken kalkan yol alır" diyerek, akşam yemeğinin ardından koyuldum işe. Geceyarısı yaklaşırken, sos dolu kavanozlar tepetaklak dizilmiş, bir tencere domates suyu dolaba kaldırılmıştı...

Menemen Konservesi
yaklaşık 25 kavanoz (350 gr'lık)

15 kg domates
1 kilo çarliston biber
1 çay bardağı zeytinyağı
temiz kavanozlar

*Domatesleri ve biberleri yıkayıp, bir süzgeçe alın.

*Domateslerin kabuklarını soyup, küp küp doğrayın.

*Biberlerin çekirdeklerini temizleyip, ince doğrayın.

*Zeytinyağını tencereye alıp, biberleri ekleyin. Orta ateşte ve ara ara karıştırarak 5-10 dakika kavurun.

*Domatesleri ekleyin. Kaynamaya başlayana kadar yüksek ateşte, sonra orta ateşte, ara ara karıştırarak yaklaşık 15 dakika kaynatın.

*Hazırladığınız menemenlik sosu sıcak sıcak kavanozlara doldurun. Kuru bir bez yardımıyla kavanozların kapaklarını sıkıca kapatıp, ters çevirin.

*Soğuyana kadar dinlendirip, kavanozlarınızı düz çevirerek, serin ve ışık almayan bir yerde saklayın.

Not 1: Eğer armut domates kullanıyorsanız, yıkadığınız domateslerin üzerine kaynar su döküp, bir süre bekletirseniz, kabuklarını çok kolay ve incecik soyabilirsiniz.

Not 2: Küp küp doğradığınız domatesleri, altına büyükçe bir kap koyduğunuz bir süzgeçe koyarsanız, fazla su alttaki kapta toplanacaktır. Böylece hem sosunuz çok sulu olmaz hem de biriken domates suyunu çorba yapımında kullanabilirsiniz.

Not 3: Sıcak sosla doldurduğunuz kavanozları ters çevirmemizin nedeni, kapağının vakumlanması. Kavanozlar soğuyup, düz çevirdiğinizde kapakları elinizle kontrol edin. Hafifçe içeri çökmüşlerse, sıkıca tutmuşlar demektir. Eğer tutmayan kapak olduğunu düşünüyorsanız, bu kavanozu boşaltın çünkü kış boyunca dayanmayacaktır.

Not 4: Biber miktarını damak zevkinize göre arttırabilirsiniz.




10 Ağustos 2014 Pazar

Tembel Pazar kahvaltısı

Günlerden Pazar'sa ve sen çok geç uyanmışsan... Kahvaltın aynı zamanda öğle yemeği yerine geçecekse ve sen basit ama lezzetli bir sofra hazırlamak istiyorsan... bir Pazar sabahı klasiği olan peynirli-yumurtalı ekmeği yapma zamanı gelmiş demektir.

Ben çocukken, sık sık yapardı annem bu ekmekleri. Kimi zaman hafta sonu kahvaltısı için kimi zaman da benim ısrarımla beş çayının yanına. Bir peynir düşkünü olarak hala en sevdiği lezzetlerden biridir. Ama artık kendi mutfağımın yöneticisi olduğumdan, annem gibi ısrar etmek yerine, kızımın isteğini yerine getirip, annemin doğradığı bol maydanozun yerine kekik koyuyorum ben.

Özellikle bayat ekmekleri ve kalmış peynirleri değerlendirmek için de bu tarif biçilmiş kaftan!


Yumurtalı-Peynirli Ekmek 
4 kişilik

8 ince dilim ekmek
2 yumurta
250 gr beyaz peynir
Kuru kekik (veya taze)
1-2 çorba kaşığı zeytinyağı

* Peynirleri çıkur bir kaba alıp, çatal yardımıyla parçalayın.

* Yumurtaları, zeytinyağını ve kekiği peynirlere ekleyip, yine çatal yardımıyla iyice karıştırın.

* Hazırladığınız peynirli karışımı ekmek dilimlerinin üzerine paylaştırıp, ekmekleri bir fırın tepsisine dizin.

* Önceden ısıtılmış 200 derece fırında, üzerleri kızarıncaya kadar, yaklaşık 20 dak. pişirin.

Not 1: Arzu ettiğiniz çeşit ekmek türünü kullanabilirsiniz. Bayatlamış ekmeklerinizi de bu tarifte kullanabilirsiniz.

Not 2: Beyaz peynir yerine, dolabınızda kalan başka peynir çeşitlerini kullanabilir veya birkaç çeşit peyniri karıştırabilirsiniz.

Not 3: Ekmek dilimlerini dizmeden önce tepsiye yağlı kağıt yayarsanız, eriyip tepsiye akan peynirleri temizleme derdinden kurtulmuş olursunuz.

31 Temmuz 2014 Perşembe

Bezelye Fava

Geçen sene, Kurban Bayramı tatili... Rodos'tayız... Gördüğümüz bütün marketlere girip çıkıyoruz Şebnem ile... hedefimiz Şebnem'in daha önce Midilli'den bulup aldığı kuru bezelyelerden almak.

Bu kuru bezelyeleri ne yapacağımızı bilmiyorum. Ama mutfağı lezzetli mi lezzetli, damak tadı neredeyse benimkiyle tamamen aynı arkadaşım aradığına göre, ben de aramalıyım diye düşünüyorum. Raflar arasında hızla ilerlerken de, bu bezelyelerden fava yapıldığını öğreniyorum. Üçüncü markette mutlu sona ulaşıyoruz ve hoooppp 2 paket kuru bezelye çantada...

Beni kuru bezelye ile tanıştıran Şebnem olduğu için, yapma vakti gelince de tarifi almak için onu arıyorum tabii... İnternette pek çok bezelye fava tarifi var. Ama benim için en güzel bezelye fava tarifi Şebnem'inki! Diğer tarifleri denediğimden değil... Onun tarifine güvendiğimden ve her seferinde tadanlar tarafından çok beğenildiğinden.


Bezelye Fava
4-6 kişilik

250 gr kuru bezelye (bir gece önceden ıslatılmış)
1 adet büyük boy kuru soğan (kabukları soyulmuş, bütün)
2 adet kesme şeker
2 çorba kaşığı zeytinyağı
1 adet kırmızı soğan (ince piyaz doğranmış)
Tuz

* Bezelyeleri süzüp, yıkayın. Tekrar iyice süzüp bir tencereye alın.

* Bütün soğanı, kesme şekerleri ve zeytinyağını ilave edin. Bezelyelerin üzerini 2 parmak geçecek kadar su ekleyip, orta ateşte kaynamaya bırakın.

*Kaynamaya başlayınca ateşi kısıp, bezelyeler yumuşayıncaya kadar, yaklaşık 15-20 dak. haşlayın.

* Bezelyeler haşlanınca, soğanı tencereden alın (tencerede biraz su kalmış olacak, bunu süzmeyin) ve tuz ekleyin. Bütün malzemeyi, pürüzsüz olana kadar  blendır'dan geçirin.

* İçinde tane bezelye kalmadığına emin olduğunuzda servis tabağına alın ve hemen kırmızı soğanları serpin. Üzerine zeytinyağı gezdirip, oda sıcaklığında soğumaya bırakın.

* Arzu ederseniz üzerine taze sıkılmış limon suyu gezdirerek servis yapabilirsiniz.

Not 1: Bezelyeler haşlandığında tencerede çok fazla su kaldığını düşünüyorsanız, birazını süzebilirsiniz.

Not 2: Kırmızı soğanları fava sıcakken ekleyerek, tadının favaya daha iyi geçmesini sağlarsınız.

Not 3: Üzerine gezdirdiğiniz zeytinyağını içine çekeceğinden, tam sofraya getirmeden önce bir miktar daha zeytinyağı gezdirebilirsiniz.



26 Temmuz 2014 Cumartesi

Lorlu Mini Biber Dolması

Sık taşınmanın en iyi yanlarından birisi bu sanırım? Yeni komşular, yeni arkadaşlar... Hayatına giren, kişiliği, zevkleri, keyifleri birbirinden farklı onlarca insan...

Evlendikten sonraki 3. evimizin komşularından, 10 küsur senelik arkadaşım Selda'dan öğrenmiştim bu tarifi. Adını bilmiyorum çünkü sadece tarif etmiş, herhangi bir isim söylememişti bu yemek için. Ama ben adını Lorlu Mini Biber Dolması koydum.

Mini boyutta dolmalık biber bulmak her zaman mümkün olmadığından, çok sevmeme rağmen maalesef sıkça yapabildiğim bi yemek değil bu. Ama geçen Perşembe günü, Altınova pazarında bir tezgah dolusu mini dolmalık bibere denk gelince, düşünmeden doldurdum torbayı. Ve iş arkadaşım Pınar'ın, onlara yapmaya vaad ettiğim çilekli tatlıda kullanmam için Bandırma'dan getirdiği tatlı loru da bu akşam dolaptan çıkarıp, geçtim mutfak tezgahının başına.

Lor, yumurta ve dereotuyla karıştı... mini biberler bu karışımla dolup, kızardı... ve domates sosuyla kaplandı. Bu gece dolapta dinlenip, soğuyacaklar. Yarın akşama sofradalar...

Yapması biraz zahmetli ama o kadar lezzetli oluyor ki, kesinlikle değiyor!


Lorlu Mini Biber Dolması
4 kişilik

500 gr mini boy dolmalık biber (tek lokmalık olacak büyüklükte)
250 gr tatlı lor
2 yumurta
1/2 demet dereotu (temizlenmiş, ince kıyılmış)
4-5 adet orta boy domates (rendelenmiş)
4-5 diş sarımsak (ezilmiş veya ince rendelenmiş)
1 adet küp şeker
Sıvı yağ (kızartmak için)
Tuz

* Dolmalık biberleri temizleyip, yıkayın. Suları süzüldükten sonra dışlarını kurulayın.

* Lor, yumurtalar ve dereotunu bir çatal yardımıyla karıştırın.

* Biberleri lorlu karışımla doldurun. (Kızarırken peynirin taşmaması için, biberleri ağzına kadar doldurmamaya dikkat edin.)

* Sıvı yağı geniş ve derince bir tencerede kızdırıp, doldurduğunuz biberleri yerleştirin. Çevirerek her taraflarını kızartın.

* Kızarttığınız biberleri servis kabına dizip, biraz tuz serpin.

* Domatesleri ve sarımsakları bir tencereye alın. Tuz ve 1 adet küp şeker ekleyin. Orta ateşte ve ara ara karıştırarak, hafif koyulaşıp, sos kıvamını alana kadar pişirin.

* Domates sosunu biberlerin üstüne gezdirip, oda sıcaklığına gelinceye kadar bekletin.

* Buzdolabında soğuyuncaya kadar dinlendirip, soğuk servis yapın.

Not 1: Biberleri lorla doldurduktan sonra kağıt peçete yardımıyla dışını iyice temizleyip, kurularsanız, kızarırken patlamalarını engellemiş olursunuz.

Not 2: Buna rağmen, az da olsa patlamalar olacağından kızartma tenceresinin kapağını yarım kapalı tutabilirsiniz.

Not 3: Biberleri yağda çevirirken ağızlarını yukarı doğru tutarsanız, peynirin yağa akmasını engellemiş olursunuz.

Not 4: Bu yemeği ılık da servis edebilirsiniz.

23 Temmuz 2014 Çarşamba

Kabak Çorbası... Ve daha fazlası

Bazı tariflerim var benim; özü aynı olan ama şekilden şekile girebilen. İşte aşağıda tarifini verdiğim Kabak Çorbası da bunlardan biri. Bu çorbayı, mevsime uygun olarak, aynı yöntemle havuç, kereviz, patates, brokoli ile de pişirebilirsiniz. Ben yapıyorum, şahane oluyor!

Ailece çorbacıyız biz. Kışın mutlaka her gün, yazın da midemiz her "çorba istiyorum" sinyali verdiğinde bizim mutfakta çorba pişer. Dün öğleden sonra aklıma düşen "bugün ne pişirsem?" sorusuna cevap dolaptaki 2 kabaktan geldi. Ve midemiz uzun zamandır yapmadığım Kabak Çorbası ile şenlendi.


Kabak Çorbası
4 kişilik

2 adet kabak (soyulmuş, iri küp şeklinde doğranmış)
3 kaşık tereyağı
1,5 kaşık un
1 su bardağı süt
3-4 sap dereotu (ayıklanmış, ince kıyılmış)
tuz, taze çekilmiş karabiber

* Kabakları tencereye alıp, üzerine 2 parmak çıkıncaya kadar su ekleyin. Tencereyi orta ateşe alıp, kapağını aralık kapatın. Kabakları yumuşayıncaya kadar, yaklaşık 15 dakika haşlayın.

* Haşlanan kabakları el blendırı yardımıyla, haşlanan suyunun içinde iyice ezin.

* Ayrı bir tencerede yağı eritip, unu ekleyin ve orta ateşte, unun kokusu çıkıncaya kadar, yaklaşık 5 dak. kavurun.

* Tencereyi ateşten alın. Karıştırmaya devam ederek, yavaş yavaş sütü akıtın.

* Tencereyi tekrar ateşe koyun. Karıştırmaya devam ederek ezdiğiniz kabakları ekleyin. (bu aşamada süt ve su kullanarak, çorbanızı istediğiniz kıvama getirebilirsiniz.)

* Eğer çorbanızda topaklar kaldıysa tekrar blendırdan geçirin veya süzün.

*  Tuz ve dereotu ekleyip, ısıtın. Arzu ederseniz karabiber ekleyerek sıcak servis yapın.

Not: Ben köyden gelen ve "erinmiş yağ" adı verilen tereyağını kullanıyorum. Erinmiş yağ, ısıtılarak köpüğü ve tortusu ayrılmış tereyağı demek. Bu yağ, kabak çorbasında kullandığım şekliyle kullanıldığında, çorbalara krema tadı veriyor. Bu çorbayı içip, bana tarifini soran herkesin "ne kadar krema koydun?" diye sorbasının nedeni de bu :))

17 Temmuz 2014 Perşembe

Fırında Parmak Tavuk

Garip bi durum bu... Yakınındayken, kolayca ulaşabilir durumdayken aklına gelmeyen bir sürü şey, uzaklaştığında aklına düşüveriyor. Hem de büyük bir özlemle... Bu özlemlerden biri de "dışarda" yenen yemeklere.

Son 1 yıldır küçük bir şehrin, merkeze 25 km uzaklıktaki küçük bir ilçesinin, küçük bir mahallesinde oturuyoruz. Evimizin yakın çevresinde 1-2 köfteci ve 1-2 kebapçı var sadece. Onlar da orta şeker. 1 yıl önce İstanbul'un göbeğinde oturuyorken, her iki yakadaki yerlere de kolayca ulaşabiliyorken çok mu sık dışarda yemek yiyorduk? Hayır. Oldum olası evcimen bir aileyiz biz. Ama şimdi uzağız ya onlara... İstediğimiz an gidemeyeceğimizi biliyoruz ya... İşte bundan özlemimiz de.

Dün akşamın yemeğini hazırlarken de bu özlemim depreşti ve bir gün önce aslında çok farklı bir tencere yemeği için aldığım tavuk göğüs etleri, benim anlık uydurma tarifimle "Fırında Parmak Tavuk"a dönüşüverdi.

Fırında Parmak Tavuk
2 kişilik

500 gr tavuk göğüs eti (kalın jülyen doğranmış)
100 gr tereyağı (eritilmiş)
2-3 diş sarımsak (rendelenmiş)
1/4 demet maydanoz (ince kıyılmış)
ekmek kırığı
tuz, karabiber (taze çekilmiş)

*Sarımsak, maydanoz ve tereyağını karıştırıp, tavuk etlerini de bu karışıma ekleyerek iyice harmanlayın.
*Ekmek kırıklarını çukur bir kaba koyup, tuz ve karabiberi ekleyin ve karıştırın. (Bu aşama da ekmek kırıklarına istediğiniz baharatları ekleyebilirsiniz)
*Yağlanan etleri tek tek ekmek kırıklarına bulayıp, yağlı kağıt dizdiğiniz fırın tepsisine dizin.
*Önceden ısıtılmış 200 derece fırında yaklaşık 20 dakika pişirin.
*Arzu ederseniz üzerine limon sıkarak sıcak servis yapın.

Not: Ben dün akşam Parmak Tavukları fırında baharatlı patates ve havuç salatası ile servis ettim.

Fırında Baharatlı Patates
2 kişilik

4 adet orta  boy patates
3 çorba kaşığı zeytinyağı
2-3 diş sarımsak (rendelenmiş)
tuz, karabiber, kırmızı pul biber, kekik

*Patatesleri soyup, istediğiniz şekilde doğrayın. (Ne kadar küçük doğrarsanız, o kadar kısa sürede pişip, kızarırlar. Ben acelem olduğu zaman orta boy küpler şeklinde doğruyorum.)
*Doğradığınız patatesleri çukur ve derin bir kaba alıp, zeytinyağı, sarımsak, tuz, karabiber ve pul kırmızı biber serperek iyice karıştırın.
*Patatesleri yağlı kağıt yayılmış fırın tepsisine yayıp (birbirlerinin üzerine gelmemesine dikkat ederek), önceden ısıtılmış 250 derece fırında, patatesler pişip, hafif kızarıncaya kadar, yaklaşık 30 dakika pişirin. (Pişme sırasında tepsiyi bir-iki kez fırından çıkararak karıştırırsanız, patateslerin eşit pişmesini sağlarsınız)
*Tepsini fırından çıkarınca kekik serpip, sıcak servis yapın.

16 Temmuz 2014 Çarşamba

Bolu'nun Keş'i



İlk defa yaklaşık 15 yıl kadar önce yedim ben Keşli Makarna'yı. Ankara'da yaşayan, aslen Bolu'lu bir arkadaşımızın evinde. Bir makarna ve peynir-yoğurt tutkunu olarak, tabağımı nasıl nefessiz silip süpürdüğümü hatırlıyorum. Tadı hala damağımda! Sonrasında dışarıda birkaç lokantada, Bolu'lu başka bir arkadaşımın evinde ve kendi soframda da yedim ama ı ıhhh... O ilkinin tadı bi başkaydı; belki de ilk olduğundan?

İşte damağımda kalan o tatla, bulduğum her yerden ama özellikle İstanbul-Ankara arası yapılan yolculuklarda, yörsel ürünlerin satıldığı yerlerden birkaç parça keş alırım. Yeri gelmişken "keş"in ne olduğunu da anlatayım. Keş, aslında kurutulmuş yoğurt. Yoğurdu önce tülbentte iyice süzüyorlar, ardından ağırca bir taş altında bekletip, kalan suyunun da çıkmasını sağlıyorlar. Uzun ömürlü olması için bolca tuz ekleyip, elle şekil vererek kuruttuklarında, ortaya peynire benzeyen, sabun kalıbı şeklindeki keşler çıkıyor.

Bolu'da keşle en çok erişte pişiriliyor. Pişiriliş şekli benim makarna ile yaptığımla aynı. Ben de evde erişte olduğunda eriştelisini yapıyorum ama kavanozdaki son erişteleri Yoğurtlu Erişte Salatası'nda kullanınca, bu kez makarnalısını yaptım.


Keşli Makarna
4 kişilik

500 gr makarna (veya ev yapımı erişte)
200 gr ceviz (ince kıyılmış)
200 gr keş (orta kalınlıkta rendelenmiş)
100 gr tereyağı

* Makarnayı bol suda haşlayıp, süzün (Keş zaten bolca tuzlu olduğu için ben haşlama suyuna tuz koymuyorum)

* Süzdüğünüz makarnanın yarısını genişçe bir kaba alın. Üstüne ceviz ve keş'in yarısını serpin.

* Üstlerine kalan makarnayı da yayın.

* Tereyağını orta ateşte eritip, kalan keşi ve cevizi ekleyin. Orta ateşte ve karıştırarak, keşler kızarıncaya kadar birkaç dakika kavurun.

* Keşli terayağını servis kabındaki makarnanın üstüne gezdirin ve servis yapın.

Not: Damak tadınıza göre malzeme miktarlarını istediğiniz gibi ayarlayabilirsiniz.

18 Haziran 2014 Çarşamba

Tatil omleti


Evdeki bütün düzen şaşmış durumda. Okulların kapanmasıyla birlikte yatış-kalkış saatleri ve öğünler birbirine girdi. Okul zamanı her sabah tam olarak 08:15'te yapılan sabah kahvaltısı şimdilerde öğle saatlerini bulunca, Zeyno'nun kahvaltısı için özel bir şeyler düşünmek gerekti. Hem kahvaltı hem de öğle yemeği yerine geçen ilk sonuç: Tatil Omleti

Tatil Omleti
1 kişilik
2 yumurta
arzu edilen miktarda, arzu edilen çeşit peynir
1-2 çorba kaşığı süt
1-2 çorba kaşığı ekmek kırığı
birer çimdik arzu edilen baharatlar (karabiber, tuz, kimyon, zencefil, kekik)
Fındık kadar tereyağı

*Yumurtaları çukur bir kaba koyup, hafifçe çırpın.

*Peynirleri çatalla ezip (veya cinsine göre rendeleyip) yumurtaya ekleyin.

*Diğer malzemeleri de katıp, boza kıvamında bir karışım hazırlayın.

*Tereyağını yapışmaz bir tavada eritip, hazırladığınız karışımı dökün.

*Orta ateşte, her iki yüzünü de pembeleşene -ve içi pişene- kadar pişirip, servis tabağına alın.

Not: Siz de peynir miktarını benim gibi bol tutarsanız ve bu nedenle omletiniz tavaya yapışırsa, ters çeviremeyebilirsiniz. O zaman benim yaptığım gibi karıştırarak da pişirebilirsiniz.

16 Haziran 2014 Pazartesi

Ferah ferah salata


İş seyahatinde ya da tatil dönüşünde... yolunun geçtiği şehirde, eğer o gün pazar kurulmuşsa mutlaka uğrayacaksın. Sebze-meyve için değil, en çok da kilere koyulacaklar için. Tarhana olur, kuskus olur, erişte olur, kurutulmuş otlar olur... Benim yaz ayları için favori salatalarımdan olan bu tarifte de ev eriştesi var. Ben kuskusumu ve eriştemi, tatil dönüşü özellikle denk getirdiğim Cumartesi günü Balıkesir pazarından alıyorum. Baştan söyleyeyim, marketlerde satılan makarna-eriştelerle olmuyor aynı lezzet, yani ev eriştesi bu tarifin olmazsa olmazı! 2 sene kadar önce bir arkadaşımdan öğrenmiştim. O adını söylemeyince ben "Erişteli Cacık" deyiverdim.

Erişteli Cacık
4-6 Kişilik
500 gr ev eriştesi
5-6 adet salatalık
300 gr yoğurt
2 çorba kaşığı kuru nane

* Erişteyi tuzlu bol suda, hafif diri kalacak şekilde, yaklaşık 8-10 dak. haşlayın. Soğuk sudan geçirip, süzün.

* Salatalıkların kabuklarını alacalı soyup, rendenin iri tarafıyla rendeleyin.

* Haşlanmış erişte, rendelenmiş salatalık, yoğurt ve naneyi iyice karıştırıp, servis tabağına alın.

not: damak tadınıza uygun olarak, malzeme miktarlarını istediğiniz gibi kullanabilirsiniz. Daha bol salatalık, daha bol yoğurt ya da daha bol nane...

15 Haziran 2014 Pazar

İlk deneme: Vişne reçeli

Evet, daha önce birkaç reçel denemem oldu. Sonuç: Hüsran! Ya şekerlendi, ya küflendi, ya da tadı tutmadı... Ama bu kez oldu sanırım?İlk kavanoz açılıp, tadı eşim ve komşum tarafından test edildi ve geçer not aldı.

Vişne reçeli

1 kg vişne
1 kg toz şeker
birkaç damla taze limon suyu
kabuk tarçın, karanfil (eğer koymak isterseniz)
temiz cam kavanoz

* Vişnelerin saplarını çıkarıp yıkayın. Eğer yerken ağzınızdan çekirdek çıkarmayı dert etmiyorsanız böyle de kalabilir ama benim gibi keyifçiyseniz, vişnelerin çekirdeklerini çıkarın. Çekirdek çıkarma işlemi için, bu işin aletini kullanabilir, çengelli iğnenin arkasını deneyebilir veya benim yaptığım gibi vişne tanelerini parmak aranızda hafifçe ovuşturduktan sonra sıkarak yapabilirsiniz.

* Vişneleri derince bir tencereye koyup, üzerine şekeri ilave edin. Eğer arzu ederseniz kabuk tarçın ya da karanfil de ekleyebilirsiniz. Tencerenin kapağını kapatıp, 24 saat bekletin. Böylece vişneler sularını salacaktır.

* Tencereyi orta ateşte ocağa koyup, ara ara karıştırın. (bu aşamada ocak başından ayrılmayın çünkü vişne reçeli kolayca kabarıp taşabilir). Kaynamaya başlayınca ateşi kısın ve 20 dak. tutun.

* 20 dakika sonunda tencereye birkaç damla limon suyu sıkın. Reçelinizi hafifçe karıştırıp, tencereyi ateşten alın.

* İnternetten bulduğum pek çok tarif, reçel oda sıcaklığına geldikten sonra kavanozlamayı öneriyordu. Ancak daha önceki "küflenme" tecrübelerim nedeniyle bu kez ben sıcak sıcak kavanozlara koyup, kavanozları ters çevirerek kapaklarının vakumlanmasını sağladım.