Sütlaca karşı olan 41 yıllık olumsuz tutumumun önyargıyla hiçbir alakası yoktu. Evet zaman zaman "tatlı pilav gibi bir şey herhalde?" dediğim doğru ama denemeyi bile reddetmemin asıl sebebi, talihsiz tanışmamızdı...
16 yaşımdayım. Net olarak hatırlıyorum çünkü lise son sınıftayım, üniversite sınavına hazırlanıyorum ve bu nedenle haftasonları dershaneye gidiyorum. O Cumartesi yine dershane için evden çıkarken annem sıkı sıkı tembihledi. Çıkışta, adresini tarif ettiği akraba evine gidip, birkaç gündür orada kalan babaannemi alacağım. "Unutma sakın!" diye hatırlatma üstüne hatırlatma... Malum daha cep telefonları yok ortalarda. Kafada günün yorgunluğu, sırtta test kitaplarının ağırlığı ağır adımlarla koyuldum yola çıkışta.
Kadıköy'ün eski apartmanlarından biri olduğunu hatırlıyorum... en üst kata ulaşmak için apartmanın loş merdivenlerinden çıkarken genzime nem kokusunun dolduğunu. Zili çalar çalmaz, yaşlı evsahibi hanım açtı kapıyı. Ben bir an önce babaannemi de alıp evin yolunu tutma derdindeyim, hanımsa beni içeri sokma. Kapıdakinin ben olduğunu anlayınca, içerden "gel biraz kızım" diye seslenen babaannemin uyarısıyla, çıkardım ayakkabıları. Odaya girip, iliştim koltuğun kenarına. Çantam kucağımda, "hemen kalkalım" mesajı veriyorum kendimce.
Klasik "kaça gidiyorsun, sınavlar zor mu?" sorularını yanıtladıktan hemen sonra evsahibi odadan çıkınca bu kez ben bakışımla uyardım babannemi "hadi" diye. Ama daha o kalkamadan, elinde sütlaç kasesiyle odaya dönen yaşlı akrabaya yakalandım. "Yeni pişirdim, ye" diye ısrar ediyor ama ben sütlacın tadını hiç bilmiyorum ki! Üstelik o loş ve kokulu evde bir şey yemek de istemiyorum! Ben teşekkür edip, nazikçe geri çevirdikçe o ısrar ediyor... ve ben daha ne olduğunu anlamadan, bir dolu kaşık sütlaç hooppp ağzımın içinde. İşte o andan sonraki birkaç saniye geçmek bilmedi. Pirinçler ağzımda büyüdükçe büyüdü... Hani bir fırsatını bulabilsem çıkaracağım ağzımdan... ama çaresiz ben de kaydırıverdim boğazımdan aşağıya...
Aslında tadı nasıldı hatırlamıyorum bile. Belki çok güzeldi. Ama ben istemediğim bir şeyi yemiş olmanın nahoş tecrübesiyle o günden bu güne bir kez bile sütlaç yemedim. Hatta Hamsiköy'de bile!
Ve bu olaydan 25 sene sonra, gittiğim yemek kursunda, geçen haftalarda öğretmenimiz "bugün tatlı olarak sütlaç" yapacağız dedi. Hiç tereddütsüz "ben sütlaç yemem!" dedim. Ama iyi bir öğrenci olarak tarifini defterime yazdım, yapım aşamalarını da adım adım takip ettim. Sonunda biraz merakıma, birazdan fırından gelen güzel kokuya yenik düşüp, tadına da baktım. Ve.... koca bir kase sütlacı dibini bulana kadar afiyetle yedim. Sütlaç ne güzel bi tatlıymış meğer!
O dersten sonra, her hafta yoğurt mayalamak için aldığım 5 kilo sütün 1 kilosunu hemen sütlaç yapıyorum. Kendi damak zevkime göre, öğretmenimizin verdiği tarifte birkaç ufak değişiklik yaptım. Son denemem ev halkından ve komşulardan tam not aldığına göre, buraya da not düşebilirim artık.
FIRIN SÜTLAÇ
10-12 kase
125 gr pirinç (1 su bardağından bir parmak eksik)
2 su bardağı su
1100 ml süt (1 kilo + yarım su bardağı)
250 gr tozşeker (1 buçuk su bardağı)
1 paket vanilya
1 parça damla sakızı
Fındık (serviste üzeri için, ince dövülmüş)
* Pirinci bir tencereye alıp, üzerine suyu ekleyin. Su kaynamaya başlayınca ateşi kısın. Ara ara pirinci kaşığın tersiyle ezer gibi karıştırarak, pirinç suyu çekene kadar haşlayın.
* Haşlanan pirinçlere sütü ilave edin.
* Süt kaynamaya başlayınca, şekeri ekleyip, şeker eriyene kadar karıştırın. Damla sakızını da ekleyip, orta ateşte, 15 dakika kaynatın.
* Vanilyayı serpip, iyice karışana kadar karıştırın. Bir-iki taşım daha kaynatıp, ateşten alın.
* Bir kepçe yardımıyla sütlacı porsiyonluk fırın kaplarına paylaştırın ve kapları fırın tepsisine yerleştirin. Tepsinin içine, kapların yarısına gelecek kadar soğuk su doldurup, önceden 180 derecede ısıtılmış fırının en üst rafına yerleştirin.
* Sütlaçların üstü iyice kızarana kadar fırında tutun. Bu aşamada fırının yakınlarından ayrılmayıp, sürekli takipte olmanızda fayda var.
* Fırından çıkardıktan sonra üzerine fındık serpip, ılık veya soğuk servis edin.
Not 1: Pirincin nişastası muhallebiye kıvam vereceğinden, yıkamadan kullanın.
Not 2: Sütlacı porsiyonluk kaplara paylaştırırken, pirinçleri eşit olarak dağıtmaya dikkat edin.
Not 3: Servis için fındık yerine ağız tadınıza uygun olarak ceviz, tarçın gibi lezzetler de kullanabilir ya da fırından çıktığı gibi sade haliyle de sunabilirsiniz. Eğer damla sakızından hoşlanmıyorsanız, tariften çıkarın gitsin.
Not 4: Eğer sütlacı çok kıvamlı seviyorsanız, ateşten almadan önce, 1-2 kaşık nişastayı soğuk suyla açıp, sütlaca ilave edebilirsiniz. Ancak fırından çıkan sütlacın soğudukça katılaştığını unutmayın! Eğer nişastayı fazla kaçırırsanız sütlacınız gerçekten pilava dönebilir.
Not 5: Pişirme kabı olarak güveç, sufle kabı ya da porselen kase gibi fırın ısısına dayanıklı herhangi bir malzeme seçebilirsiniz. İçi su dolu tepsiye yerleştirdiğiniz için, porselen kasede de sorunsuz pişiyor.
21 Mart 2018 Çarşamba
10 Şubat 2018 Cumartesi
Fırında Kış Sebzeleri
Evliliğimin -dolayısıyla mutfakta patronluğumun- 18. yılını geride bırakmama rağmen, bugüne kadar hiç yer elması pişirmediğimi fark ettim geçenlerde. Belki de anne evimde de hiç yemediğimden? En klasik haliyle, zeytinyağlısını pişirmek üzere, tatil dönüşü uğradığımız Ege pazarında, yarım kilo kadar atıverdim havuç torbasının içine.
Araya zeytinyağlı kereviz falan girince bir hafta kadar dolapta kaldılar. En sonunda dün, pazardan aldığım taze sebzeleri dolaba yerleştirirken, yer elmalarını dolaptan tezgahın üstüne taşıdım. Tam zeytinyağını tencereye akıtacaktım ki, "dur internette hızlı bi yer elması turu yapayım" dedim ve karşıma çıkan ilk tarif, yemek.com'daki Fırında Yer Elması oldu.
Bu tarifi okur okumaz, tencerenin altını kapatıp, fırının düğmesini çevirdim. İyice yıkadığım yer elmalarına, aynı büyüklükte doğradığım patateslerle havuçları da ekledim. Oldu benim tarif ""Fırında Kış Sebzeleri. Hem de ne iyi oldu!
FIRINDA KIŞ SEBZELERİ
4-6 KİŞİLİK
500 gr yer elması
2 büyük boy patates
1 büyük boy havuç
3-4 diş sarımsak (dövülmüş)
5-6 kaşık zeytinyağı
Tuz, karabiber (taze çekilmiş)
Kekik
* Zeytinyağı, sarımsak ve baharatları derince bir kapta karıştırın.
* Yer almalarını iyice yıkayın. Küçükleri olduğu gibi bırakın ve büyükleri ikiye kesin.
* Patateslerin kabuklarını soyun. Patatesleri ve havucu da yer elmalarının büyüklüğünde doğrayın.
* Tüm sebzeleri hazırladığınız zeytinyağının içine alıp, hepsi bu sosa iyice bulanana kadar karıştırın (bu aşamada en iyi karıştırıcı elleriniz olacaktır)
* Sebzeleri, yağlı kağıt serilmiş bir fırın kabına ya da tepsiye dökün (bu aşamada sosun tamamını almaya dikkat edin)
* Önceden ısıtılmış 180-200 derece fırında, yaklaşık 45 dakika-1 saat pişirin. Pişme süresinin ortasında sebzeleri bir kaşıkla karıştırarak, her taraflarının pişmesini sağlayabilirsiniz.
Not 1: Yer elmalarını benim gibi kabuklarıyla kullanacaksanız, iyice yıkamaya dikkat edin!
Not 2: Bu tarife istediğiniz kış sebzelerini ekleyebilirsiniz. Ancak kullandığınız sebzelerin pişme sürelerine dikkat edin. Pişme süreleri birbirinden çok farklı sebzeleri birarada kullanırsanız, bazı sebzeleriniz az pişerken bazıları da gereğinden fazla pişmiş olacaktır.
Not 3: Pişme süresi birbirine yakın sebzeleri eşit büyüklükte doğramaya dikkat etmek de, hepsinin aynı zamanda ve eşit derecede pişmesi için önemli.
Not 4: Sosa da sevdiğiniz başka baharatları ekleyebilirsiniz. Bence tuz, karabiber ve kekik olmazsa olmazlar. Tabii sarımsak da. Yemek pişerken sarımsağın eve yayılan kokusu bile baştan çıkarıcı.
Not 5: Yemeğin enfes sosuna bandırmak için, pişme süresinin son dönemlerinde fırına birkaç dilim ekmek de atabilirsiniz.
Araya zeytinyağlı kereviz falan girince bir hafta kadar dolapta kaldılar. En sonunda dün, pazardan aldığım taze sebzeleri dolaba yerleştirirken, yer elmalarını dolaptan tezgahın üstüne taşıdım. Tam zeytinyağını tencereye akıtacaktım ki, "dur internette hızlı bi yer elması turu yapayım" dedim ve karşıma çıkan ilk tarif, yemek.com'daki Fırında Yer Elması oldu.
Bu tarifi okur okumaz, tencerenin altını kapatıp, fırının düğmesini çevirdim. İyice yıkadığım yer elmalarına, aynı büyüklükte doğradığım patateslerle havuçları da ekledim. Oldu benim tarif ""Fırında Kış Sebzeleri. Hem de ne iyi oldu!
4-6 KİŞİLİK
500 gr yer elması
2 büyük boy patates
1 büyük boy havuç
3-4 diş sarımsak (dövülmüş)
5-6 kaşık zeytinyağı
Tuz, karabiber (taze çekilmiş)
Kekik
* Zeytinyağı, sarımsak ve baharatları derince bir kapta karıştırın.
* Yer almalarını iyice yıkayın. Küçükleri olduğu gibi bırakın ve büyükleri ikiye kesin.
* Patateslerin kabuklarını soyun. Patatesleri ve havucu da yer elmalarının büyüklüğünde doğrayın.
* Tüm sebzeleri hazırladığınız zeytinyağının içine alıp, hepsi bu sosa iyice bulanana kadar karıştırın (bu aşamada en iyi karıştırıcı elleriniz olacaktır)
* Sebzeleri, yağlı kağıt serilmiş bir fırın kabına ya da tepsiye dökün (bu aşamada sosun tamamını almaya dikkat edin)
* Önceden ısıtılmış 180-200 derece fırında, yaklaşık 45 dakika-1 saat pişirin. Pişme süresinin ortasında sebzeleri bir kaşıkla karıştırarak, her taraflarının pişmesini sağlayabilirsiniz.
Not 1: Yer elmalarını benim gibi kabuklarıyla kullanacaksanız, iyice yıkamaya dikkat edin!
Not 2: Bu tarife istediğiniz kış sebzelerini ekleyebilirsiniz. Ancak kullandığınız sebzelerin pişme sürelerine dikkat edin. Pişme süreleri birbirinden çok farklı sebzeleri birarada kullanırsanız, bazı sebzeleriniz az pişerken bazıları da gereğinden fazla pişmiş olacaktır.
Not 3: Pişme süresi birbirine yakın sebzeleri eşit büyüklükte doğramaya dikkat etmek de, hepsinin aynı zamanda ve eşit derecede pişmesi için önemli.
Not 4: Sosa da sevdiğiniz başka baharatları ekleyebilirsiniz. Bence tuz, karabiber ve kekik olmazsa olmazlar. Tabii sarımsak da. Yemek pişerken sarımsağın eve yayılan kokusu bile baştan çıkarıcı.
Not 5: Yemeğin enfes sosuna bandırmak için, pişme süresinin son dönemlerinde fırına birkaç dilim ekmek de atabilirsiniz.
6 Kasım 2017 Pazartesi
Fırında Pırasa Mücveri
Aslında Bayan Taşdibi’nin bu tarifini, ilk kez birkaç hafta önce denemiştim. O kadar güzel oldu ki, fotoğrafını çekemeden koca tepsiyi hüpletiverdik. O yüzden, bu kez işimi garantiye alıp, servis etmeden önce iki dilimi ayırıp, hemen fotoğrafladım.
Maalesef pırasa bizim evde sevilen bir sebze değil. Eşim mırın kırın ederek birkaç çatal yemeyi kabul etse de, kızım denemeye bile yanaşmıyor! Hal böyle olunca, ben de pazarda pırasa tezgahlarını genelde es geçiyordum... Daha doğrusu 2 hafta öncesine kadar es geçiyordum. Bu tariften sonra pazarda kışın kendi ektiği pırasaları satan dedenin tezgahına uğramadan duramıyorum.
Bayan Taşdibi bu tarife, herhalde yapılış şekli nedeniyle Fırında Pırasa Mücveri demiş ama görüntüsüne göre isim verecek olsam ben Hamursuz Pırasa Böreği derdim. Zaten ilk denememde, “akşama ne yemek var?” diye soran kızıma “börek” dedim. Sonra da “bil bakalım içinde ne var?” oyunu oynadık. Pırasa dışında onlarca malzeme saydı. Hatta yufka bile dedi... Bu oyun devam ederken de yanında ayranla iki dilimi afiyetle mideye indirdi. Sonunda pırasayı duyunca yüzü biraz buruştu ama “güzelmiş” demekten de geri kalmadı.
Pırasa yemeyenlere güzel bir alternatif olan bu tarifi, bir bardak ayranla ana öğünlerde yiyebilir, çayın yanında misafire de ikram edebilirsiniz. Hatta küçük bir dilimi, bir akşam davetinde et yemeğinin yanında garnitür ya da başlangıç yemeği olarak bile sunulabilir.
Şimdi sırada aynı tarifin kabaklısını denemek var. Bayan Taşdibi de öyle yapmış!
FIRINDA PIRASA MÜCVERİ
16 DİLİM
1 kg pırasa (ince halka doğranmış)
5-6 sap taze soğan (ince doğranmış)
Yarım demet nane (yapraklanmış, ince doğranmış)
Yarım demet dereotu (yapraklanmış, ince doğranmış)
4 yumurta
Yarım çay bardağı zeytinyağı
1,5 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
200 gr beyaz peynir rendesi
Çörekotu ve susam (üzeri için)
Tuz, karabiber (taze çekilmiş)
* Pırasaları bir tencereye alıp, tencerenin kapağını kapatın. Orta ateşte ve ara ara karıştırarak, yumuşayıncaya kadar pırasaları kendi suyunda pişirin.
* Pırasaları bir kaba alıp, ılınıncaya kadar bekleyin. Çörekotu ve susam hariç kalan tüm malzemeyi pırasaya ekleyip, iyice karıştırın. Böylece dökülecek kıvamda bir harç elde etmiş olacaksınız.
* Küçük boy fırın tepsisine yağlı kağıt serin. Hazırladığınız harcı bir kaşık yardımıyla tepsiye boşaltın.
* Harcın her yeri aynı kalınlıkta olacak şekilde tepsiye yayın. Üzerine çörekotu ve susam serpin.
* Önceden ısıtılmış 175 derece fırında, üstü kızarana kadar, yaklaşık yarım saat pişirin.
* Tepsiyi fırından çıkarıp, hafif ılınıncaya kadar dinlendirin. Dilimleyerek servis yapın.
Not 1: Beyaz peynir yerine evde kalmış çeşitli peynir kırıklarını ya da kaşar loru da kullanabilirsiniz.
Not 2: Tuz miktarını kullandığınız peynirin tuz oranına göre ayarlamaya dikkat edin.
Not 3: Eğer glutensiz besleniyorsanız, orijinal tarifteki gibi nohut unu ya da karabuğday unu gibi farklı unlar kullanabilirsiniz.
Tarifin orijinaline Taşdibi Fırın’ın instagram hesabından, buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
11 Eylül 2017 Pazartesi
Çatlak tarif: Acıbadem Kurabiyesi
Acıbadem Kurabiyesinin nasıl yapıldığı konusunda hiçbir fikrim yoktu. Bu kurabiye ile ilgili bildiğim tek kesin şey ise dışarıdan ne zaman elimde Acıbadem Kurabiyesi ile gelsem kızımın mutluluğunun garanti olduğuydu. Evet tarifi hakkında hiçbir fikrim yoktu ama nedense zor olduğunu düşünüyordum. Taa ki, denemeye cesaret edene kadar.
Bu sene Datça'dan bademle -hem de kendi bademliğimizden- dönünce, ilk işimiz kızımın özel isteğiyle evde Acıbadem Kurabiyesi denemek oldu. Yazdım google'a "Acıbadem Kurabiyesi tarifi" diye, birkaç saniyede sayfalar sıralandı önümde. Bu kurabiyenin hamurunun pişirildiğini görünce şaşırdım çünkü hiç böyle bir şey tahmin etmiyordum. Sıradan birkaç tarife baktım, küçük malzeme miktarı farklarının dışında hepsi birbirinin aynıydı. Ben de içlerinden Burak Zafer'in Evim Lokanta programında hazırladığı tarifi seçtim.
Hamuru sıkma torbasında kullanmak yerine kaşık tercih etmenin dışında tüm tarifi harfiyen uyguladım. Sonuçtan gayet memnunum.
ACIBADEM KURABİYESİ
10 ADET
250 gr badem unu
375 gr tozşeker
6 adet yumurta akı
10 adet çiğ badem
* Badem unu, tozşeker ve yumurta akını bir tencereye alın. Orta ateşte ve karıştırarak, şeker eriyene kadar pişirin.
* Pişen hamuru ateşten alıp, ılınana kadar dinlendirin. Sıkma torbasına alarak -ya da bir kaşık yardımıyla- yağlı kağıt yaydığınız tepsiye aralıklarla, istediğiniz büyüklükte sıkın.
* Kurabiyelerin ortasına birer adet bütün badem yerleştirin.
*Önceden ısıtılmış 150 derece fırında, kurabiyeler çatlayıp, pembeleşene kadar, yaklaşık 30 dakika pişirin.
* Tepsiyi fırından çıkarıp, yağlı kağıdı nemli bir yüzeyin üstüne alın.
* Kurabiyeler elinizle tutabileceğiniz kadar soğuyunca yağlı kağıttan alıp, iki kurabiyeyi birbirine yapıştırarak soğumaya bırakın.
Not 1: Çiğ bademleri robottan geçirerek evde kendi badem ununuzu hazırlayabilirsiniz.
Not 2: Hamuru pişirirken şekerin eridiğini anlamak için çırpma telini kullanın. Telle hamuru karıştırdığınızda, telin izi hamurda kalıyorsa kıvama gelmiş demektir.
Not 3: Kurabiyelerinizi istediğiniz büyüklükte hazırlayabilirsiniz. Ancak pişme süresinin kurabiyenin boyutuna göre değişeceğini unutmayın.
Not 4: Fırınınızın performansına göre 130-150 derece arası bir sıcaklık tercih edebilirsiniz. Ancak 150 derecenin üzerine çıkmayın.
Not 5: Kurabiyelerin büyüklüğüne bağlı olarak pişme süresi değişecektir. Büyük boy kurabiyeler için yaklaşık 30 dakika sürüyor ama özellikle 20. dakikadan sonra gözünüzü kurabiyelerden ayırmayın.
Not 6: Hamuru tepsiye sıkarken, epeyce yayılacağını unutmayın!
Orijinal tarifin videosunu buradan izleyebilirsiniz.
Bu sene Datça'dan bademle -hem de kendi bademliğimizden- dönünce, ilk işimiz kızımın özel isteğiyle evde Acıbadem Kurabiyesi denemek oldu. Yazdım google'a "Acıbadem Kurabiyesi tarifi" diye, birkaç saniyede sayfalar sıralandı önümde. Bu kurabiyenin hamurunun pişirildiğini görünce şaşırdım çünkü hiç böyle bir şey tahmin etmiyordum. Sıradan birkaç tarife baktım, küçük malzeme miktarı farklarının dışında hepsi birbirinin aynıydı. Ben de içlerinden Burak Zafer'in Evim Lokanta programında hazırladığı tarifi seçtim.
Hamuru sıkma torbasında kullanmak yerine kaşık tercih etmenin dışında tüm tarifi harfiyen uyguladım. Sonuçtan gayet memnunum.
ACIBADEM KURABİYESİ
10 ADET
250 gr badem unu
375 gr tozşeker
6 adet yumurta akı
10 adet çiğ badem
* Badem unu, tozşeker ve yumurta akını bir tencereye alın. Orta ateşte ve karıştırarak, şeker eriyene kadar pişirin.
* Pişen hamuru ateşten alıp, ılınana kadar dinlendirin. Sıkma torbasına alarak -ya da bir kaşık yardımıyla- yağlı kağıt yaydığınız tepsiye aralıklarla, istediğiniz büyüklükte sıkın.
* Kurabiyelerin ortasına birer adet bütün badem yerleştirin.
*Önceden ısıtılmış 150 derece fırında, kurabiyeler çatlayıp, pembeleşene kadar, yaklaşık 30 dakika pişirin.
* Tepsiyi fırından çıkarıp, yağlı kağıdı nemli bir yüzeyin üstüne alın.
* Kurabiyeler elinizle tutabileceğiniz kadar soğuyunca yağlı kağıttan alıp, iki kurabiyeyi birbirine yapıştırarak soğumaya bırakın.
Not 1: Çiğ bademleri robottan geçirerek evde kendi badem ununuzu hazırlayabilirsiniz.
Not 2: Hamuru pişirirken şekerin eridiğini anlamak için çırpma telini kullanın. Telle hamuru karıştırdığınızda, telin izi hamurda kalıyorsa kıvama gelmiş demektir.
Not 3: Kurabiyelerinizi istediğiniz büyüklükte hazırlayabilirsiniz. Ancak pişme süresinin kurabiyenin boyutuna göre değişeceğini unutmayın.
Not 4: Fırınınızın performansına göre 130-150 derece arası bir sıcaklık tercih edebilirsiniz. Ancak 150 derecenin üzerine çıkmayın.
Not 5: Kurabiyelerin büyüklüğüne bağlı olarak pişme süresi değişecektir. Büyük boy kurabiyeler için yaklaşık 30 dakika sürüyor ama özellikle 20. dakikadan sonra gözünüzü kurabiyelerden ayırmayın.
Not 6: Hamuru tepsiye sıkarken, epeyce yayılacağını unutmayın!
Orijinal tarifin videosunu buradan izleyebilirsiniz.
14 Temmuz 2017 Cuma
Ayılana gazoz bayılana erik suyu
Son 18 yıldır -yani evlendikten sonra- pek çok kez taşındım. Değişik şehirlerde, değişik değişik evlerde oturdum. Çok şükür ki, geriye dönüp baktığımda hep güzel şeyler var buralardan aklımda kalan... Komşudan öte dost olduğum insanlar, keyfi unutulmaz son dakika tatil kaçamakları, ada hayatının güzelliği, eşsiz Boğaz manzarası ve şimdi de yeşilin, ağacın binbir tonu.
Sabahları kuş sesleriyle uyandığım, yemek pişirmeye başladım mı kokuyu alan kedilerin bahçe kapısına vurarak "beni unutma" dediği, bahçede akşam kahvemizi yudumlarken bize "merhaba" demeden geçmeyen kirpilerin olduğu, sakin bir yerde oturuyorum 4 yıldır da. Ve bu yeşil renkteki sükunetin en önemli oyuncuları da ağaçlar. 4 mevsimi bize tablo gibi yaşatan ağaçlar var etrafımda. Çeşit çeşit çamlar, meşeler, mimozalar ve tabii ki meyve ağaçları...
Bahçemde bir pembe kiraz var ki, tadı yıl boyunca damaklarda... hemen karşımda koca bi incir. Ama buralarda en çok bulunan meyve ağacı erik. Hal böyle olunca da, "bu son" diye diye, kazan kazan erik suyu hazırlıyorum her sene.
Tıpkı domates konservelerini hazırlarken uyguladığım "pişir, kavanozla, vakumla" yöntemiyle şişelediğim bu erik suları sayesinde, sadece yazın buz gibi içmek için değil kış için de içecek stoğum sağlam.
EV YAPIMI ERİK SUYU
Bu tarif için tüm ölçülerim göz kararı olduğundan direkt tarife geçiyorum.
* Eriklerin saplarını ayırıp, güzelce yıkayın ve büyük bir tencereye alın.
* Tencereye, eriklerin üzerine çıkacak kadar temiz içme suyu doldurun.
* Tencerenin kapağını kapatıp, yüksek ateşe oturtun. Taşmaması için arada kontrol ederek, kaynama noktasına kadar ısıtın. Su kaynama noktasına geldiğinde erikleriniz de yumuşamış olacak.
* Kaynattığınız miktarda suyu alabilecek bir kabın ağzına ince delikli süzgeç oturtun. Kaynayan erikleri bir kevgir yardımıyla süzgeçe alıp, tahta kaşık yardımıyla ezerek sularını çıkarın.
* Tüm eriklere bu işlemi yaptıktan sonra, tencere kalan suyu da süzgeçten geçirin.
* Çıkan tüm suyu tekrar tencereye alıp, damak tadınıza göre şeker ilave edin. Orta ateşte ve şeker eriyene kadar karıştırarak tekrar kaynama noktasına kadar ısıtın.
* Ateşin altını kısıp, bir kepçe yardımıyla kavanozlama aşamasına geçin. Bu aşama için temiz kavanozlarınızı erik suyu ile doldurup, ağzını sıkıca kapatarak ters çevirin. Böylece kavanozların kapakları vakumlanacak ve erik sularınızı istediğiniz kadar saklayabileceksiniz.
Not: Şeker ilavesi sırasında acele etmeyin. Her şeker ilavesinden sonra eriyene kadar karıştırıp, tadına bakın. En başta fazla ekleyeceğiniz şeker, erik suyunuzun gereğinden fazla tatlı olmasına neden olabilir.
Not: Süzdüğünüz suyu tencereye alıp şeker ilave ettikten sonra üzerinde hafif bir köpük oluşabilir. Bu köpüğü bir kaşık yardımıyla alın.
Not: Kavanozlama aşamasında mutlaka bir mutfak bezi kullanın. Bu hem elinizin yanmasını önleyecek hem de kavanozların kapaklarını sıkıca kapatmanıza yardımcı olacaktır.
Not: Kavanozların kapağını sıkıca kapattıktan sonra hemen ters çevirin ve soğuyana kadar ellemeyin. Soğuduktan sonra karanlık ve serin bir yerde muhafaza edin.
Sabahları kuş sesleriyle uyandığım, yemek pişirmeye başladım mı kokuyu alan kedilerin bahçe kapısına vurarak "beni unutma" dediği, bahçede akşam kahvemizi yudumlarken bize "merhaba" demeden geçmeyen kirpilerin olduğu, sakin bir yerde oturuyorum 4 yıldır da. Ve bu yeşil renkteki sükunetin en önemli oyuncuları da ağaçlar. 4 mevsimi bize tablo gibi yaşatan ağaçlar var etrafımda. Çeşit çeşit çamlar, meşeler, mimozalar ve tabii ki meyve ağaçları...
Bahçemde bir pembe kiraz var ki, tadı yıl boyunca damaklarda... hemen karşımda koca bi incir. Ama buralarda en çok bulunan meyve ağacı erik. Hal böyle olunca da, "bu son" diye diye, kazan kazan erik suyu hazırlıyorum her sene.
Tıpkı domates konservelerini hazırlarken uyguladığım "pişir, kavanozla, vakumla" yöntemiyle şişelediğim bu erik suları sayesinde, sadece yazın buz gibi içmek için değil kış için de içecek stoğum sağlam.
EV YAPIMI ERİK SUYU
Bu tarif için tüm ölçülerim göz kararı olduğundan direkt tarife geçiyorum.
* Eriklerin saplarını ayırıp, güzelce yıkayın ve büyük bir tencereye alın.
* Tencereye, eriklerin üzerine çıkacak kadar temiz içme suyu doldurun.
* Tencerenin kapağını kapatıp, yüksek ateşe oturtun. Taşmaması için arada kontrol ederek, kaynama noktasına kadar ısıtın. Su kaynama noktasına geldiğinde erikleriniz de yumuşamış olacak.
* Kaynattığınız miktarda suyu alabilecek bir kabın ağzına ince delikli süzgeç oturtun. Kaynayan erikleri bir kevgir yardımıyla süzgeçe alıp, tahta kaşık yardımıyla ezerek sularını çıkarın.
* Tüm eriklere bu işlemi yaptıktan sonra, tencere kalan suyu da süzgeçten geçirin.
* Çıkan tüm suyu tekrar tencereye alıp, damak tadınıza göre şeker ilave edin. Orta ateşte ve şeker eriyene kadar karıştırarak tekrar kaynama noktasına kadar ısıtın.
* Ateşin altını kısıp, bir kepçe yardımıyla kavanozlama aşamasına geçin. Bu aşama için temiz kavanozlarınızı erik suyu ile doldurup, ağzını sıkıca kapatarak ters çevirin. Böylece kavanozların kapakları vakumlanacak ve erik sularınızı istediğiniz kadar saklayabileceksiniz.
Not: Şeker ilavesi sırasında acele etmeyin. Her şeker ilavesinden sonra eriyene kadar karıştırıp, tadına bakın. En başta fazla ekleyeceğiniz şeker, erik suyunuzun gereğinden fazla tatlı olmasına neden olabilir.
Not: Süzdüğünüz suyu tencereye alıp şeker ilave ettikten sonra üzerinde hafif bir köpük oluşabilir. Bu köpüğü bir kaşık yardımıyla alın.
Not: Kavanozlama aşamasında mutlaka bir mutfak bezi kullanın. Bu hem elinizin yanmasını önleyecek hem de kavanozların kapaklarını sıkıca kapatmanıza yardımcı olacaktır.
Not: Kavanozların kapağını sıkıca kapattıktan sonra hemen ters çevirin ve soğuyana kadar ellemeyin. Soğuduktan sonra karanlık ve serin bir yerde muhafaza edin.
11 Temmuz 2017 Salı
Klasik Fırında Makarna
Kaliteli malzeme ve doğru tekniklerle pişirilmiş bir yemek çoğunlukla lezzetlidir de... Ancak lezzetli yemekte fark yaratmak için yaratıcılık ve cesaret gerekiyor. Mesela bir fiske her zamankinden farklı baharat lezzetli köftenizi özel bir boyuta taşırken, birkaç fırt limon kabuğu rendesi tatlınızı bambaşka yapabiliyor. Ya da yanyana düşünemediğiniz iki gıda tencerede buluşunca ortaya muazzam bir tat çıkabiliyor. Ama işin yaratıcı kısmına geçmeden önce yemeklerin klasik hallerini hakkını vererek denemeli önce.
Fırında Makarna da bu klasik lezzetlerden biri. Damak zevkinize göre hazırlayacağınız malzemelerle çok zengin ve her biri birbirinden farklı Fırında Makarnalar hazırlamak mümkün. Ama Fırında Makarna en klasik sade haliyle bile çok güzel.
FIRINDA MAKARNA
12 DİLİM
Yarım paket fırın makarna
2 yemek kaşığı tereyağı
2 yemek kaşığı un
2,5 su bardağı süt
1 su bardağı kaşar peyniri (rendelenmiş)
Muskat
Tuz, karabiber (arzu edilen miktarda)
* Makarnayı tuzlu bol kaynar suda haşlayıp, süzün.
* Tereyağını eritip, unu ekleyin ve unun kokusu çıkana kadar kavurun.
* Tencereyi ateşten alıp, sürekli karıştırarak, yavaş yavaş sütü ekleyin. Tencereyi tekrar ateşe koyun.
* Tuz, karabiber ve muskat rendesi ekleyip, göz göz kaynayana kadar karıştırarak pişirin.
* Derin bir kapta haşlanmış makarnayla sosu iyice karıştırıp, bir fırın kabına yayın.
* Üzerine kaşar peynirlerini serpip, önceden ısıtılmış 200 derece fırında, üzeri kızarana kadar, yaklaşık 25 dakika pişirin.
* Fırından çıkardıktan sonra ılınıncaya kadar dinlendirip, dilimleyin.
Not: Beşamel sosun içinde kara kara görünmesini istemezseniz, karabiber yerine akbiber de kullanabilirsiniz.
Not: Makarnanızı eşit dilimleyebilmek için kare veya dikdörtgen bir fırın kabı tercih edebilirsiniz.
Fırında Makarna da bu klasik lezzetlerden biri. Damak zevkinize göre hazırlayacağınız malzemelerle çok zengin ve her biri birbirinden farklı Fırında Makarnalar hazırlamak mümkün. Ama Fırında Makarna en klasik sade haliyle bile çok güzel.
FIRINDA MAKARNA
12 DİLİM
Yarım paket fırın makarna
2 yemek kaşığı tereyağı
2 yemek kaşığı un
2,5 su bardağı süt
1 su bardağı kaşar peyniri (rendelenmiş)
Muskat
Tuz, karabiber (arzu edilen miktarda)
* Makarnayı tuzlu bol kaynar suda haşlayıp, süzün.
* Tereyağını eritip, unu ekleyin ve unun kokusu çıkana kadar kavurun.
* Tencereyi ateşten alıp, sürekli karıştırarak, yavaş yavaş sütü ekleyin. Tencereyi tekrar ateşe koyun.
* Tuz, karabiber ve muskat rendesi ekleyip, göz göz kaynayana kadar karıştırarak pişirin.
* Derin bir kapta haşlanmış makarnayla sosu iyice karıştırıp, bir fırın kabına yayın.
* Üzerine kaşar peynirlerini serpip, önceden ısıtılmış 200 derece fırında, üzeri kızarana kadar, yaklaşık 25 dakika pişirin.
* Fırından çıkardıktan sonra ılınıncaya kadar dinlendirip, dilimleyin.
Not: Beşamel sosun içinde kara kara görünmesini istemezseniz, karabiber yerine akbiber de kullanabilirsiniz.
Not: Makarnanızı eşit dilimleyebilmek için kare veya dikdörtgen bir fırın kabı tercih edebilirsiniz.
4 Temmuz 2017 Salı
Cheesecake yapmaktan korkmayın!
Daha önce denemeyi neden hep erteledim bilmiyorum? Aslında bu sorunun cevabını biliyorum: becerememekten korktum! Bu yüzden sorumu değiştiriyorum: Neden cheesecake yapmayı denemekten bu kadar korktum ki?
Hamurlu tariflere bulaşmaktan hep korkarım; e bu tarifte hamur yok... Malzeme listesinde "göz kararı, alabildiği kadar" gibi yuvarlak miktarlar yazan tariflerden de korkarım; e cheesecake tarifleri genelde tam ölçülü... Üstelik güzel yapılmış her çeşit cheesecake yemeyi de severim. Anlayacağınız boşuna korkmuşum.
Tatlı günlüğü bloğunun yazarı Melike İpek'in Limonlu Cheesecake tarifi instagramda karşıma çıkınca, ani bir cesaretle "yaparım" dedim ve önce eksik malzemeleri tamamlamak için eve en yakın markete koştum. Gelir gelmez de işe koyuldum. Orijinal tarife birebir uyarak yaptım ve sonuç ilk deneme için gayet başarılı oldu. Artık yemeklerin ortaklaşa yapıldığı toplantılarda ben hemen tatlı için kaldırıyorum elimi. Zira limonlu ferah tadıyla bu cheesecake özellikle sıcak yaz günlerinde çok iyi gidiyor.
LİMONLU CHEESECAKE
12 DİLİM
2 paket Eti burçak bisküvisi
75 gr tereyağı
400 gr labne peyniri
4 çorba kaşığı süzme yoğurt
2 adet yumurta
3/4 su bardağı tozşeker
2 yemek kaşığı un
2 yemek kaşığı nişasta
1 paket vanilya
-limon sosu için-
1 su bardağı limon suyu
1 su bardağı su
1 paket vanilya
1 limon kabuğu rendesi
2 yemek kaşığı nişasta
3 yemek kaşığı şeker
* Bisküvileri ince kırıklı olana kadar robottan geçirin. Tereyağını çektiğiniz bisküvilere ekleyip, karıştırın.
* 23-25 cm'lik kelepçeki bir kek kalıbının tabanına yağlı kağıt yayın. Hazırladığınız bisküviyi yayıp, iyice sıkıştırın. En az yarım saat buzdolabında bekletin.
* Kremayı hazırlamak için labne peyniri, süzme yoğurt ve vanilyayı mikserle çırpın.
* Teker teker yumurtaları ekleyip, karışıma yedirin.
* Şekeri ilave edip, biraz daha çırpın.
* Son olarak un ve nişastayı ekleyip, tekrar karıştırın.
* Kalıbı buzdolabından alıp, hazırladığınız kremayı dökün. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında, ortası hafif sallanana kadar, yaklaşık 30-35 dakika pişirin.
* Fırını kapatıp, kapağını hafifçe aralayarak cheesecake'i fırında soğumaya bırakın.
* Limon sosunu hazırlamak için su, şeker, nişasta ve limon kabuğu rendesini orta ateşte ve karıştırarak pişirin.
* Kaynamaya başlayınca ocaktan alın. Limon suyu ve vanilyayı ekleyip, karıştırın.
* Sosunuz soğuduktan sonra pişirdiğiniz cheesecake'in üstüne dökün ve kekinizi buzdolabında bir gün dinlendirin.
* Kalıbınızın kelepçesini açıp, cheesecake'i servis tabağına alın ve dilimleyin. Limon dilimleri ile süsleyerek servis yapın.
Hamurlu tariflere bulaşmaktan hep korkarım; e bu tarifte hamur yok... Malzeme listesinde "göz kararı, alabildiği kadar" gibi yuvarlak miktarlar yazan tariflerden de korkarım; e cheesecake tarifleri genelde tam ölçülü... Üstelik güzel yapılmış her çeşit cheesecake yemeyi de severim. Anlayacağınız boşuna korkmuşum.
Tatlı günlüğü bloğunun yazarı Melike İpek'in Limonlu Cheesecake tarifi instagramda karşıma çıkınca, ani bir cesaretle "yaparım" dedim ve önce eksik malzemeleri tamamlamak için eve en yakın markete koştum. Gelir gelmez de işe koyuldum. Orijinal tarife birebir uyarak yaptım ve sonuç ilk deneme için gayet başarılı oldu. Artık yemeklerin ortaklaşa yapıldığı toplantılarda ben hemen tatlı için kaldırıyorum elimi. Zira limonlu ferah tadıyla bu cheesecake özellikle sıcak yaz günlerinde çok iyi gidiyor.
LİMONLU CHEESECAKE
12 DİLİM
2 paket Eti burçak bisküvisi
75 gr tereyağı
400 gr labne peyniri
4 çorba kaşığı süzme yoğurt
2 adet yumurta
3/4 su bardağı tozşeker
2 yemek kaşığı un
2 yemek kaşığı nişasta
1 paket vanilya
-limon sosu için-
1 su bardağı limon suyu
1 su bardağı su
1 paket vanilya
1 limon kabuğu rendesi
2 yemek kaşığı nişasta
3 yemek kaşığı şeker
* Bisküvileri ince kırıklı olana kadar robottan geçirin. Tereyağını çektiğiniz bisküvilere ekleyip, karıştırın.
* 23-25 cm'lik kelepçeki bir kek kalıbının tabanına yağlı kağıt yayın. Hazırladığınız bisküviyi yayıp, iyice sıkıştırın. En az yarım saat buzdolabında bekletin.
* Kremayı hazırlamak için labne peyniri, süzme yoğurt ve vanilyayı mikserle çırpın.
* Teker teker yumurtaları ekleyip, karışıma yedirin.
* Şekeri ilave edip, biraz daha çırpın.
* Son olarak un ve nişastayı ekleyip, tekrar karıştırın.
* Kalıbı buzdolabından alıp, hazırladığınız kremayı dökün. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında, ortası hafif sallanana kadar, yaklaşık 30-35 dakika pişirin.
* Fırını kapatıp, kapağını hafifçe aralayarak cheesecake'i fırında soğumaya bırakın.
* Limon sosunu hazırlamak için su, şeker, nişasta ve limon kabuğu rendesini orta ateşte ve karıştırarak pişirin.
* Kaynamaya başlayınca ocaktan alın. Limon suyu ve vanilyayı ekleyip, karıştırın.
* Sosunuz soğuduktan sonra pişirdiğiniz cheesecake'in üstüne dökün ve kekinizi buzdolabında bir gün dinlendirin.
* Kalıbınızın kelepçesini açıp, cheesecake'i servis tabağına alın ve dilimleyin. Limon dilimleri ile süsleyerek servis yapın.
Not: Ben fırına vermeden önce kalıbımın etrafını 2 katlı folyo ile sardım ben. Buna rağmen etrafı hafif kızardı. Belki benim fırınımla ilgili bir durum ama bence özellikle ilk deneme için siz de bunu deneyin.
Tarifin orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






